BIY AD

30 Ekim 2010 Cumartesi

Bizde Bir Bonner Yok

DeWanna Bonner, son iki yıldır 'En İyi 6. Oyuncu' seçiliyor WNBA'de. Bir Phoenix Mercury oyuncusu olan Bonner, dar rotasyonla oynayan Mercury'de; Penny'i de, Dupree'yi de, yeri geldiğinde takımın pivotunu da yedekliyor. Çok yönlü bir oyuncu olmasının ve benchten gelip takımına verdiği katkının iki sene üst üste bu ödülü almasında büyük payı var. Dışarıdan da oynuyor, ribaunda da katkı veriyor DeWanna. 1.93 yüksekliğindeki oyuncu, çok ince bir fiziğe sahip ama bunun bir dezavantaj olduğunu söyleyemeyiz. Hızı ve çevikliği ile kendi boyuna yakın ama fiziken çok kalın rakiplerini ekarte edebiliyor büyük rahatlıkla. Rivas-Fenerbahçe maçında da gördük, yeri geldiğinde Penny'le de eşleşti, Matovic ile de. Her ikisinin de üzerine gidip, şut pozisyonu oluşturdu kendine. 

Biz düşünebilir miyiz, 1.93'lük bir Türk oyuncu; yeri geldiğinde guard oynayacak, dripling üzerinden şut bulacak, dışarıdan şut kullanacak? Zaten bir gerçek var, hocası o boyda bir oyuncuya sahip olduğunda, ona şişmanlamasını tavsiye edilip, pota altındaki 'hımbıl' mücadelenin içine yollayacaktır. Biraz içgüdüsel olarak bulunan şut yeteneğini de başka yönlerdeki yükleme yüzünden kaybedecek oyuncu, yıllar sonra bakıldığında bu kızda potansiyel vardı ama öyle kaldı diye anılacak hep. Tamam, DeWanna Bonner bir Amerikalı, onların basketbol yeti ve yeteneklerinin her şartta bizden üstün olduğunu düşünüyoruz ne yazık ki. Peki Çek Viteckova ve İspanyol Alba Torrens'in bizim kızlardan üstün yanı nedir? 

Bonner, Rivas'ta pota altı pozisyonunda daha çok oynadığı için o kadar göze batmadı ama bahsettiğimiz bu iki Avrupalı da Euroleague gruplarında Galatasaray'ın rakibi olacaklar. Halcon'a karşı oynarken, iki takımın yerli oyuncuları Tuğba ve Torrens yeri geldiğinde eşleşeceklerdir. Tuğba 1.72, Torrens ise 1.91 yüksekliğinde, biz Tuğba'dan ne isteyeceğiz o maçta, kendinden yaklaşık 20 santim uzun olan rakibinin üstünden şut atmasını mı, ribaund çekmesini mi, yoksa onu savunmada durdurmasını mı? Bu eşleşmede Torrens üstünlük kurarsa, sorumlusunun Tuğba olmayacağı çok açık. USK Prag oyuncusu Viteckova da öyle, 1.90'lık bir kısa forvet. Kağıt üzerinde Seimone'un adamı ama bizim yerli oyuncularımız Ceyda veya Gülşah'tan ona karşı oynamalarını istesek? 2009'daki Eurocup Finali'nde Seimone kendisine göre boy avantajı olan Mahoney'e karşı bir şekilde diş geçirmişti ama şu anda Viteckova, Seimone'u da zorlayacaktır.

Milli takım açısından bir pratik yaparsak -misal Çek Cumhuriyeti karşısında- , boy sorunu denilen şeyin aslında Horakova'nın Birsel'den veya Kulichova'nın Nevriye'den daha uzun olması olmadığını anlıyoruz bir kez daha. Asıl sorun Viteckova tarzı bir oyuncunun karşısına kimseyi yazamamamız. Savunmada bu görev Bahar'a verilse, içerideki pota altı oyuncularına karşı Nevriye tek başına kalacaktır. Viteckova'nın ellerinden sayı gelmese de bir şekilde onun üzerinden skor bulacaktır rakibimiz. Biz de bir Bonner yok dedik başlıkta, farkındayım bizde bir Pondexter, Taurasi, Catchings ve Fowles da yok ama onlar çoook özel yetenekler. Onlardan zaten birer tane var ama bizden bir Torrens veya bir Viteckova çıkmaması için hiçbir nedenimiz yok. En büyük sorumluluk, hocalarımıza düşüyor, en çok da alt yapıdakilere. Tamamen geliştiğinde boyu 1.90 ve üstünde olacak tüm kızları pivot yapmaya uğraştık da ne oldu bugüne kadar, Nevriye olmadığında o bölgeye %100 güvenle kimi sürebiliriz ki şu anda? Takımlarımızın yabancı ve devşirme tercihlerinden bu konuda yanlış yaptığımızı anlayabiliyoruz zaten. Tercihler en az 2 yabancı hakkını pota altında kullanma yönünde; Petronyte-Fowles-Campbell (G.Saray), Vajda-Matovic-Nevlin (F.Bahçe), Salkauske-Santos (Beşiktaş), Frazee-Oliveira (Botaş), Pringle-Sanford (Panküp) gibi. Bu isimlerin arkasında süre bekleyen Melek Bilge, Esra Ural, Bircan Gökdemir, Gonca Karataş gibi gençler ileriki yıllarda umutları bağladığımız pivotlar. Bunlardan Esra ve Melek'in artık hangi pozisyonda oynayacağı belli ama Beşiktaş'ın oyuncusu Gonca tam tarif ettiğimiz fizikte bir oyuncu, ondan Bonner tarzı bir oyuncu yaratılabilir. Aziz Hoca'nın Gonca üzerindeki planlarına veya Gonca'nın kendi fikirlerine karışmak gibi bir niyetimiz yok, sadece örnek olarak veriyorum; Gonca'dan klasik bir pota altı oyuncusu yapacağım derken gelişimini durdurabiliriz, buna karşın basketbol bilgisini arttırması ve fundamental yüklenmeleri ile değişik bir pozisyonda çok değerli bir oyuncu olarak da görebiliriz ilerleyen yıllarda. 

İki Türk oyuncuyu daha anmadan bu yazıyı bitirmeyelim. Bahar Çağlar eğer üç numara oynamayı kabullenseydi, bu sıkıntıyı önümüzdeki 10-15 yıl siler atardık. Fakat Bahar, kendini bir 4 numara olarak görüp bu konuda kendini geliştirmeye devam ediyor. Hızı, fiziği, çalışma arzusu ve mücadelesi ile büyük beğeni duyduğumuz Bahar'ın, kararına saygı duyuyoruz tabii ki. Kendisini yabancı hissettiği bir pozisyonda mücadele etmesini beklemek de yanlış sonuçta. Ama keşke en başından beri kısa forvet olarak yetiştirilseymiş Bahar. Fenerbahçe'nin oyuncusu Özge Kavurmacıoğlu daha yolun çok başında, 17 yaşındaki genç ismin önünde birçok örnek var. O da yolunu kendi çizecektir, belki arkasında beklediği isimler de değişecektir ama sonuçta takımın oyuncusu kalitesi belli; uzun yıllar Nevriye-Matovic-Vajda-Nevlinler'in arkasında beklemek var, bir de ilk yıllarda sadece Penny Taylor'ın yedeği olup kendini gösterecek süreleri bulma şansı var. Sadece şuta dayalı bir forvet olan Şaziye'nin son yıllardaki durumu ortada, artık bu bölgede her şeyi yapabilecek oyunculara ihtiyaç duyuyor basketbol, o yüzden gençlerimizin gelişimi ve rakiplerine göre fiziksel handikap yaşamaması çok önemli Türk basketbolu adına. 

Hiç yorum yok: