BIY AD

14 Eylül 2009 Pazartesi

Dedehayır'dan Açıklamalar vol.2


'' Geçen sezon ortasında, Türkiye Ligi ve Kupası'nı kazanacak olan bir takımın hocası iken, belli bir dönem için bile olsa, işsiz kalmayı göze aldı. Gelip benimle görüşerek Galatasaray'da görev alma isteğini açıkça belirtme cesaretini gösterebilmiştir. ''

Açıklamalar Galatasaray dergisinin Eylül ayı sayısındaki Ahmet Dedehayır röportajından. Zafer Kalaycıoğlu Fenerbahçe ile ipleri kopardıktan sonra görüşmeye başlandığı söylenmişti Ocak ayında, hatta ortaya koyulan bir takım belgeler de olmuştu bu yönde noter tasdikli, ödemelerin yapılmadığı yönünde. Ve bunun üzerine bizim kendisiyle görüşmeye başladığımız açıklanmıştı Tahkim'e giden bu dava öncesinde. Fakat şimdi en yetkili ağızdan, şube yöneticimiz Dedehayır diyor ki, Fenerbahçe'yi bırakıp bize geldi üstelik işsizliği göze alarak. Bize düşen de bu durumda ayağa kalkıp ellerimiz acıyıncaya kadar alkışlamak oluyormuş, yani beklenen ve açık şekilde ifade edilen bu. Peki Fenerbahçe'yi ortada bırakıp Galatasaray'a gelen teknik adamın Galatasaray'ı da bir gün böyle gayri ahlaki şekilde ortada bırakabileceği hiç mi düşünülmüyor?

Açıklamalar bu kadarla da sınırlı değil tabii, Umut Barış Uçan iki buçuk sayfalık geniş bir röportaj gerçekleştirmiş.

'' Sonrasında sezon ortasında bir antrenör değişikliği yaşadık. Bir müddet sayın Hakan Acer takımın sorumluluğunu devraldı. Çok kritik bir Imperial serisi vardı. Bu serideki iki maçta da Hakan Acer takımın başındaydı ve çok önemli bir performans göstererek turu geçtik. Daha sonrasında Sayın Okan Çevik'le anlaştık. ''

Geçen sezon yaşanan coach karmaşası dile getirilirken ne tuhaftır ki Kalaycıoğlu'nun adı geçmemiş. Adana'da oynanan Kalaycıoğlu'nun benchin arkasından mola aldığı karşılaşmayı ve hemen o haftasonunun ertesinde içeride oynadığımız, Kalaycıoğlu'nun televizyondan izleyip telefonla takımı yönetmeye çalıştığı kısımları atlamış Ahmet Dedehayır. Biz atlamayalım.

'' Daha sonra Sayın Başkanımız Özhan Canaydın beni aradı. O aradıktan sonra akan sular durdu, o dakikadan sonra hayır deme imkanım yoktu ve açıkçası korkarak da olsa yönetimde yer aldım. Sonuçta hepimiz dünyaya bir kere geliyoruz ve ben de sadakatle bağlı olduğum Galatasaray'a bu süre içerisinde hizmet vermekten büyük gurur duyuyorum. ''

Sen gittin ama bıraktıkların halen bize zarar veriyor Canaydın, canımızdan can aldın.

'' Sayın Adnan Polar, sevgili Adnan Ağabey Ağustos ayının bir apzar günü beni aradı ve '' Beraber Florya'ya gideceğiz, ben seni gelip alacağım'' dedi. O zamanlar futbolla ilgili olarak da gerek Özhan Ağabey gerekse Adnan Polat arada sırada fikrimi alıyorlardı. Ben yine böyle bir toplantıya katılacağımı düşünüyordum. Oraya gittiğimizde bir de baktım ki bir sürü basketbolcu imza atıyor. Orada bana fotoğraf karesine girmemi istediler. Sebebini sorduğumda '' Artık sen basketboldan sorumlu yöneticisin.'' dediler. Bu şekilde Atilla Kınay Bey'le birlikte basketbol yöneticiliğine getirildim. Basketbol topunu görmeyeli yıllar geçtiğini söylediğimde bana her işin üstesinden geleceğimi söylediler. ''

Halen erkek takımı ile ilgili şampiyonluk umudu taşıyanlar varsa onlar için ekledim bu son kısmı da, basketbol şubesinin nasıl yönetildiğine dair çok ufak ama çok çok önemli bir detay bu, sözün de bittiği yer tam olarak.

13 Eylül 2009 Pazar

Türkiye GOL GOL GOL (!)

İnternetHaber sitesinden, Türkiye-İspanya maçının canlı anlatımı:
1. dakika: Hava atışı yapıldı... İlk hücum şansı bizim... BAŞARILAR 12 DEV ADAM... Ömer Aşık, boş turnikeyi kaçırdı ama sonraki pozisyonda Kerem ile sayıyı bulduk...

2. dakika: Ersan'da içeri grerek hücumumuzu turnike ile tamamladı... Ardından gelişen pozisyonda Gasol cezayı kesti..

3. dakika: Rubio ön alanda boş kaldı ve 3'lüğü gönderdi... Hemen ardında Kerem'in iyi pasında Ömer Aşık mükemmel bir smaç ile pozisyonu bitirdi...

4. dakika: Fernandes'i boyalı alanda boş bıraktık... O da hücumu 2'lik basket ile bitirdi...

Yaptığımız kademe hataları nedeniyle İspanya maça istediği gibi başladı...
Var mı böyle bir model? Gece gece güldüğümüz şeyi paylaşalım dedik =)

Hazır yeri gelmişken, takımımızla gurur duyuyoruz, umarım sonuna kadar böyle devam ederiz. Beklenenin çok ötesinde bir başlangıç yaptık, buna yakışan kapanışla madalyalarla bekliyoruz sizi Türkiye'ye..

12 Eylül 2009 Cumartesi

Bir De Sen Gitme


'' Galatasaray bana, artık sen git demedikten sonra, ben kulübüme hedeflerim için ayrılıp Avrupa'ya gidiyorum diyemem. Yani, şu anda net olarak Galatasaray'da bulunduğum için çok mutlu olduğumu ve Türkiye'de başka bir takımda oynayamayacağımı söyleyebilirim. ''

11 Eylül 2009 Cuma

Bir Teşekkür : Galatasaray Dergisi

Geçen aydan itibaren Galatasaray dergisinde ' Futbol Blogları ' adı altında yeni bir bölüm var artık ve yavaş yavaş spor gazetelerinin yerini almaya doğru giden, son zamanların günceli bloglar tanıtılıyor bu sayfada. Her ne kadar adı futbol blogları olsa da bir mail atalım istedik, maili atarken bu kadar çabuk bir geri dönüş beklemediğimizi de itiraf etmeliyiz sanırım.

Görüldüğü üzere, Eylül sayısında blogumuzun tanıtımı yapılmış. Kullanılan güzel ifadeler ve kısa, öz tanıtım için Galatasaray dergisine teşekkürler. Galatasaray eksenli onlarca futbol blogu mevcut iken Galatasaray özelinde bayan basketbolu ile alakalı olan blogumuzun tanıtımı ayrıca mutlu etti bizleri..

Touluse: 70 - Galatasaray: 62

Fransa kampının son gününde karşılaştığımız Touluse takımına 70-62'lik skorla mağlup olmuşuz.

Sakatlar kervanında Işıl'ın bugünkü partneri Esra olmuş, alt bacak adelesindeki gerginlikten dolayı. Geçen maç Yasemin Horasan'ın, bu maçta Esra Şencebe'nin ufak sakatlıklar nedeniyle oynayamaması sabah yapılan antremanların etkisi olsa gerek. Dinlendirilmiş Esra bugün.

Yine 7 kişilik oldukça dar bir rotasyonla mücadele etmişiz fakat dikkat çeken istatistikler var önümüzde. Öncelikle Gizem ve Dilara'nın yavaş yavaş katkı vermeye başladığını görmek sevindirici, tabii formayı hemen kapmalarını beklemiyoruz onlardan ama yine de altyapıdan gelen oyuncuların bu oyunları mutlu ediyor insanı. Altyapıdan gelen bir diğer isim Yasemen Saylar maçın dikkat çeken oyuncusu kesinlikle. 34 dakika sahada kalıp 20 sayı 4 top çalma rakamları ile oynamış Yasemen, gelecek vaadeden oyuncu tanımlamasını kullanmak can sıkıcı artık Yasemen için. Oynamasını bekliyorum dört gözle. Sadece 6 dakika kenara gelmesine rağmen hiç asist yapamamış olan Yasemen'in açığını da doğuştan fanatik guardımız Nilay Yiğit 7 asist ile kapatmış, yanına da 4 top çalma eklemiş. Zafer Kalaycıoğlu'nun ondan kesinlikle faydalanacağız dediği Bahar Çağlar ise istatistik kağıdına 15 sayı, 9 ribaund, 2 asist yazdırmış. Bahar'ın oyununa güvenimiz tam, geçen sene de tamdı zaten de onu sahada görebilecek miyiz sezon içerisinde o kısım biraz sıkıntılı.

Bu maçla birlikte yurtdışı kampı sona erdi, Sarayın Sultanları bugün İstanbul'a dönüyor.

Tuğba: 31 dakika, 15 sayı, 3 asist
Nilay: 31 dakika, 7 asist, 4 top çalma
Yasemin: 37 dakika, 6 sayı,6 ribaund, 2 asist, 2 blok
Yasemen: 34 dakika, 20 sayı, 4 top çalma
Bahar: 36 dakika, 15 sayı, 9 ribaund, 2 asist
Gizem: 14 dakika, 4 sayı, 2 ribaund
Dilara: 13 dakika, 2 sayı, 1 top çalma


1. Çeyrek: 17 -20
2. Çeyrek: 13 – 10
3. Çeyrek: 20 – 11
4. Çeyrek: 20 – 21

10 Eylül 2009 Perşembe

Basket Landes: 68 - Galatasaray: 58

Dün oynadığımız karşılaşmada 10 sayı farkla mağlup olmuşuz rakibimize.

Yine kısıtlı imkanlarla resmi siteden aldığımız donelere göre yorum yapacak olursak, 2 maçtır yerli oyuncularımızın 55+ sayı ile oynaması güzel. Kişisel bazda 16 sayı, 5 ribaund ve 2 asist ile göz kamaştırmış Nilay Yiğit(!). Esra ve Tuğba 13 ve 11'er sayıyla çift haneye ulaşan diğer oyuncularımız. Gizem ve Dilara gibi henüz takıma katılan, altyapı çıkışlı iki oyuncunun da katılımıyla sadece 7 kişilik bir rotasyonla mücadele etmemiz maçın da sonucu belirlemiş haliyle. Işıl'ın ve Yasemin'in sakatlık sebebiyle oynamadığını da belirterek skor dağılımını verelim :

Tuğba: 31 dakika, 11 sayı, 7 ribaund
Yasemen: 32 dakika, 8 sayı, 4 ribaund
Gizem: 31 dakika, 7 ribaund
Dilara: 19 dakika, 1 sayı, 1 ribaund
Esra: 28 dakika, 13 sayı, 4 ribaund
Nilay: 29 dakika, 16 sayı, 5 ribaund, 2 asist
Bahar: 26 dakika, 9 sayı, 8 ribaund, 1 asist

1. Çeyrek: 20 – 13
2. Çeyrek: 18 – 16
3. Çeyrek: 15 – 14
4. Çeyrek: 10 – 15

Ivana Vecerova Röportajı ( GS TV )


Son günlerde sağlık durumu ile alakalı olarak sıkça gündemimize gelen Ivana Vecerova ile bir röportaj yapılmış Gs tv'de. Teknik özelliklerinden ve merak edilenlerden ziyade oyuncunun gündelik yaşamına yönelik sorularla dolu bir röportaj olsa da, yeni transfer Ivana hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilmemiz açısından ekliyorum buraya da.

Daha önce ligimizde oynamamış sadece milli takım formasıyla kısıtlı sürelerde izleyebildiğimiz bir oyuncunun ilk röportajı ve amaç tabii ki oyuncuyu taraftara tanıtmak kulübün resmi yayın organı aracılığıyla. Fakat oyuncunun sevdiği renk, kullandığı parfüm daha çok ilgilendiriyor sanırım röportajı yapan kişiyi ki hep o minvalde sorular var röportajda. Oyuncunun sakatlık ve kondisyon problemi nedeniyle Fransa'ya gidemediği şu günlerde sanki olay hiç yaşanmamış gibi, o konu hakkında tek soru sorulmamış olması da röportajda en dikkat çekici olay benim adıma.. Bari onu sorsaydın be abi..


Öncelikle Galatasaray ailesine hoş geldin. Neler hissediyorsun?

Teşekkür ederim. Çok güzel duygular içerisindeyim. Burayı çok sevdim. Büyük ve müthiş bir kulüp. İlk izlenimlerim çok iyi. Yalnız havasına alışamadım çünkü çok sıcak. Zamanla daha çok alışacağım.

Galatasaray'da oynamaya nasıl karar verdin? Transfer sürecinden bahseder misin biraz?

Galatasaray yeni bir antrenörle anlaştı ve yeni bir takım kurmaya karar verdiklerini söylediler bana. Antrenörümüz benimle de anlaşabileceklerini düşünmüş. Benimle çalışmayı çok istedi ve ben de bunu duyduğum için çok sevindim. Ben her zaman beni seven ve isteyen insanların olduğu takımda oynadım

Bize biraz teknik özelliklerinden bahsedebilir misin? Nasıl bir oyuncusun?


Benim asıl özelliğim savunmadır. Benimle çalışan antrenörler benden önce bunu isterler. Tabii ki de kritik anlarda önemli sayılar atarım; eğer bana hücumda ihtiyaç varsa kesinlikle bunu da yaparım.

Sen takımımızın Avrupa Kupaları'ndaki en tecrübeli oyuncusu durumundasın. Defalarca Euroleague'de oynadın. Galatasaray ilk kez mücadele edecek Euroleague'de ve dolayısıyla senin yardımına ihtiyacımız var. Avrupa'da nasıl oynamalıyız sence?

Euroleague gerçekten zordur. Her hafta bir maç yapıyorsunuz ve zaten ligde de zorlu maçınız oluyor. Birçok yorucu seyahatler yapılıyor. Bütün euroleague takımları çok güçlü ve iyi savunma yapıyorlar. Bizim için kolay olmayacak çünkü zor bir gruptayız. Geçen yılki takımım Ros Casares Valencia ve Ekaterinburg gibi güçlü takımlar var.

Ros Caseres Valencia nasıl durumda?

Geçen yıl çok iyi bir takımdık. 14-15 oyuncu vardı ve rotasyon imkanımız çoktu. Fakat bu sene 10 oyuncuya düştüler. Onlar için bu yıl daha zor olacak. Rotasyon imkanları daha az.

Geçen yıl Galatasaray Eurocup'ta şampiyon oldu. İzleme imkanın oldu mu ?

Hayır. Geçen yıl izleyemedim ama internetten takip ettim. Final maçını da sadece internetten izledim.

İnternette bir fotoğrafını gördüm yanında efsane tenisçi Martina Navratilova vardı. Bu resimden bahsedebilir misin biraz?

Benim için müthiş bir durumdu. Prag’a gitmiştik, ödül alacaktım milli takım adına. Helena Sukova ve Martina Navratilova’yla koridorda karşılaştım ve bana benimle fotoğraf çektirmek istediğini söyledi. Beni çok şaşırttı ve benim için bir gururdu.

Röportajımız sırasında gözlemlediğim kadarıyla çok cana yakın ve sıcak birisin. Ama taraftarlarımız da seni merak ediyorlar. Onlara da kendin hakkında bilgi verebilir misin?

Ben genelde cana yakın ve sevimli birisi olduğumu düşünüyorum. Ama maç sırasında güçlü ve takımı için savaşan bir yapıya kavuşurum. Takımım için yüreğimi ortaya koyarım.

Günlük yaşamınla ilgili bilgi alabilir miyiz? Neler yaparsın?

Bu aradalar sadece eve gidip geliyorum. Testlerim ve ve özel çalışmalarımı yapıyorum. Evde de televizyon izliyorum. Ama ülkemde olduğum zaman köpeğimle dışarı çıkmayı çok seviyorum fakat onu buraya getirmedim. Diğer sporlarla uğraşmayı seviyorum. Arkadaşlarımla dışarı çıkarım ve bunun gibi birçok ilgi alanım var.

Futbolu seviyor musun? Milan Baros'u tanıyor musun?

Evet. Fakat kişisel olarak tanışmadım. Umarım birgün tanışırım.

Buraya gelmeden önce hiç bilgi aldın mı ?

Evet. Brno’da oynayan bir futbolcu arkadaşımla konuştum, daha önce İstanbul’a gelmiş. O da bana Tomas Sivok’un telefonnunu verdi; ondan birçok bilgi aldım.

Basketbolcu olmasaydın. Ne olmak isterdin ?

Tam olarak düşünmedim. Ama yine de sporla uğraşırdım herhalde. Antrenör olabilirdim belki, spor eğitmenliği yapardım ya da üniversite’de ekonomi okurdum. Basketbolu bırakınca fitness salonu açmayı düşünüyorum.

O zaman basketbol için doğdun diyebilirmiyiz ?

Evet. Kesinlikle öyle. Euroleague’i çok seviyorum ve 13 yıldır orada oyunuyorum ve dolayısıla basketbol için doğdum diyebilirim.

Son olarak. Bu sezon için taraftarlarımıza mesajın nedir?

Salona gelin ve bizi destekleyin maçta bizim 6.adamımız olun.

galatasaray.org

9 Eylül 2009 Çarşamba

Tarbes: 47 - Galatasaray: 55

Haftasonu oynadığımız ve 68-32 gibi farklı bir skorla mağlup olduğumuz Tarbes takımını dün yenmişiz hazırlık maçında, 55-47.

Hazırlık döneminde bu tür skorların çıkabildiğini, çok da takılmamak gerektiğini yazmıştım ilk maçtan sonra. Belli ki o mağlubiyet takımı da etkilemiş ki bu maça asılmışlar. Yerli rotasyonun 55 sayı üretebilmesi önemli, geçen maç 40 dakikada atılan 32 sayıdan sonra. İlk maçta olduğu gibi takımın en skoreri Yasemin olmuş, 17 sayısı ile. Pota altında sorun yaşıyor sanırım Tarbes takımı ama Yasemin'in geçen sezonun ikinci yarısındaki o veteran oyuncu profilinden kurtulması önemli bizim için. 17 sayı, 8 ribaund 2 asist 2 top çalma ile maçı kazandıran bir performans..

Süre ve sayı dağılımı mevcut yine elimizde, onunla bitirelim postu. Takımdan haberleri ancak resmi site vasıtasıyla alabiliyoruz, fotoğraf zaten yok hiçbir yerde. Skor dağılımı aşağıdaki gibi verilmiş resmi sitede fakat toplayınca 60 çıkıyor, bir hata var gibi.

Tuğba: 33 dakika, 2 asist, 3 ribaund, 11 sayı
Nilay: 31 dakika, 3 ribaund, 3 asist, 5 sayı
Yasemin: 33 dakika, 8 ribaund, 2 asist, 2 top çalma, 17 sayı
Yasemen: 20 dakika, 2 ribaund
Bahar: 32 dakika, 4 ribaund, 10 sayı
Gizem: 6 dakika, 1 ribaund, 4 sayı
Dilara: 7 dakika
Esra: 31 dakika, 2 top çalma, 13 sayı

1. Çeyrek: 6 – 13
2. Çeyrek: 13 – 13
3. Çeyrek: 15 – 14
4. Çeyrek: 13 – 15

Sıg Sports Menajerlik & Kalaycıoğlu


Zafer Kalaycıoğlu'nun açıklamalarının altını doldurmaya çalışacağımı söylemiştim ve Ivana Vecerova Sakat (Mı? ) başlıklı yazı ile de başlamıştım. Şimdi devam edelim bu açıklamalar özelinde..

Ivana Vecerova kondisyonu diğer oyunculardan geride olduğu için ve aynı zamanda kas grubundaki kuvvetsizlik de düşünülerek herhangi bir sakatlık riskine karşı götürülmemiş Fransa'ya. En azından şubeden gelen açıklama bu yönde. Takıma yeni katılan ve sağlık kontrolünden geçirdiğiniz, resmi sitede oyuncumuz sağlamdır diye hakkında açıklama yaptığınız bir oyuncunun kampa götürülmemesinin kabul edilir bir yanı yok. Diz kapağını kırmış bir oyuncuyu alırken neresine baktırdık ki o zaman ? Üstelik takımın koçu çıkıp Avrupa'lı bir oyuncunun kampa erken katılması bizim için çok önemli diye bir açıklama yapmış iken, skandaldır şu yaşanan olay.

Hadi diyelim Ivana Vecerova'nın cidden kondisyon problemi var, burada kalıp güçlenmesi gerekiyor. Peki hemen hemen bu işlemlerin aynısını görecek olan Işıl Alben neden takımla beraber gidiyor Fransa'ya? Işıl'ın da kondisyon sıkıntısı var doğal olarak, Işıl'ın da bacağını kuvvetlendirmesi gerekiyor sakatlıktan sonra. Üstelik onun takıma uyum problemi gibi bir derdi de yok, olmadı da hiçbir zaman. Takıma, ortama alışması gereken ismi İstanbul'da bırakıp gidiyoruz. Neresinden tutarsak elimizde kalıyor Ivana Vecerova, tabii bu olan bitenler sessiz sedasız perde arkasında yaşanıyor. Ve resmi bir açıklama yapılmadı henüz bu konu hakkında.

Takımla beraber Fransa'ya gidemeyen bir diğer yabancımız ise Yelena Leuchanka. 10 Eylül'de İstanbul'da olması bekleniyor Leuchanka'nın eğer WNBA'den play-off dönemi için bir kontrat koparamazsa. Ki bunu yapması da oldukça zor zira istikrarsız, sık sık sakatlık problemi yaşayan bir isim de yeni transferimiz Leuchanka. Bu sebeple takıma erken katılacağını tahmin ediyorum ama bu Leuchanka'nın ne kadar sağlıklı olacağını şimdiden kestirmek güç.

Leuchanka'nın transferinden konuşuyor iken Sıg Sports Menajerlik şirketinden de bahsetmemek olmaz. Burada büyükçe bir parantez açmam gerekiyor sanırım. Bu şirket bütün menajerlik şirketleri gibi elinde birçok oyuncu profili bulunduran ve takımlara oyuncu yönlendiren, sahibi Boris Lelchitski adında bir Rus olan, ünlü bir menajerlik şirketi. Avrupa'da isim sahibi pek çok ünlü, kaliteli isim ile çalışıyorlar. Bunun yanı sıra daha alt seviyelerden de çok sayıda oyuncu var ellerinde. Olayın bizi ilgilendiren kısmı da tam burada başlıyor zaten.

Matee Ajavon, Nicole Powell, Tammy Sutton Brown, Svetlana Volnaya ve Cappie Pondexter isimlerinin ortak paydası Zafer Kalaycıoğlu döneminde Fenerbahçe forması giyen oyuncular olması. Bunun yanında bir diğer ortak özellikleri ise bu oyuncuların Sıg Sports Menajerlik şirketine bağlı olmaları. Cappie'nin yeteneklerinin ne ölçüde olduğunu dünyada bilmeyen yok, onu bir kenara koyarsak eğer Zafer Kalaycıoğlu'nun yapmış olduğu hemen hemen bütün Amerika'lı ve Avrupa'lı oyuncu transferleri bu şirketin oyuncularından seçildi ve Cappie hariç ki onun durumu da dediğim gibi çok ayrı zaten, diğer bütün yabancılarda beklenen katkı bir türlü alınamadı Fenerbahçe'de. Ve Kalaycıoğlu Fenerbahçe'nin hocasu iken her zaman için en fazla darbeyi buradan aldı eleştirilerde, sıklıkla tartışıldı yanlış Avrupa'lı seçimleri.

Zafer Kalaycıoğlu Galatasaray'a geldiğinde ise takımda kalması kesinleşen Sophia Young ve sakatlığına rağmen sözleşme uzatılması istenen Seimone Augustus vardı. Bu iki isimle sözleşme yenilenince ve bu iki isim de taraftarın gönlünü kazanmış isimler olunca, yapacak bir hamle kalmadı Kalaycıoğlu adına. Eldeki tek yabancı Marina Kress gönderildi ve yerine daha önce uzun uzun tartıştığımız, dört sene önceki performansı referans gösterilerek Ivana Vecerova ile Yelena Leuchanka dahil edildi yabancı rotasyonuna.

Yelena Leuchanka hangi menajerlik şirketiyle mi çalışıyor? Tabii ki Sıg Sports Menajerlik, başka bir cevap mı bekliyordunuz yoksa?

Neyse ki Sophia'yı tutabildik elde, buna da şükür. Küçük şeylerle mutlu olmayı öğreneceğiz artık, sahi biz hiç büyük beklentiler peşinde olmadık ki. Sahadaki takım bizim olsun, parçalısını giyip çıksın sahaya, on sayı öndeyken dahi bir top için mücadele eden, kendini yere atan beş kişi görmekti bütün amacımız. Tenekeden bir kupa için bu kadar alengirli işlere gerek yoktu, dahası bizim midemiz de kaldırmıyor artık bu kadarını. Sindirebilenlere ziyade olsun.

7 Eylül 2009 Pazartesi

Gsbasket & Sarayın Sultanları


11. yılını kutlayan gsbasket'in yenilenen ana sayfasında da yazılarımı görebilirsiniz bugünden itibaren, şimdilik zaman darlığından dolayı daha önce blogda yayınladığım bir yazı ile giriş yaptık. Konu başlığımız tabii ki Sarayın Sultanları, elimden geldiğince güncel tutmaya çalışacağım orayı da.

Basketbolun konuşulduğu, tartışıldığı bir sitenin 11. yılını kutluyor olması da ayrıca güzel basketbol kültürümüz adına. fenerbasket bildiğimiz sebeplerden dolayı kapatıldı, Beşiktaş'a gönül verenlerin benzer bir girişimi olmuştu geçen yıl fakat o da beklenen ilgiyi görmedi ne yazık ki. Zaman zaman olaya tek bir pencereden yaklaşılıp, basketbol ekseninden uzaklaşılsa da sırf basketbolun konuşulduğu anlar gittikçe nadirleşse de, gerçekten keyifli oluyor.

İlk yazım şurada, oraya da bekleriz. : )