BIY AD

30 Aralık 2009 Çarşamba

Mihriban Oğuz Ayrıldı Mı ?


Takım menajeri Mihriban Oğuz'un görevi bıraktığı yönünde dedikodular var, Mersin maçının bitiş anından itibaren. Kesin olan bir haber değil, sadece ortada dolaşan bir dedikodu şimdilik. Görevden ayrıldıysa eğer, umarım yalnız gitmemiştir.

28 Aralık 2009 Pazartesi

Bahaneler


''Biz Samsun’da sadece taraftar nedeniyle kaybettik. Bizi havaalanında karşılayan çok büyük coşkulu bir Galatasaray taraftarı vardı ama sahada hiçbiri yoktu. Orada tribünlerde bizi seyirci olarak desteklemeleri gerekirdi. Oyuncularımız orda büyük bir beklenti içine girdiler çünkü taraftarlarımız orada bizimle beraber olacaklar diye.''

Demişti coach Zafer Kalaycıoğlu, ligin üçüncü haftasında Samsun deplasmanında alınan ilk mağlubiyetin ardından. Peki Mersin'de neden kaybedildi maç ? Taraftar da vardı salonda. Herşey tamamdı da eksik olan ve sezon başından beri ısrarla görmek istemediğiniz birşey eksikti yine. Ruhumuz yoktu.

27 Aralık 2009 Pazar

All Star Oylaması Başladı


FIBA'nın her sene düzenlediği All - Star karşılaşmasının bu sezonki oylaması başlamış. Avrupa'lı oyuncular ve Avrupa kıtası dışındaki oyuncuların iki farklı takım oluşturup, mücadele ettiği gösteri maçı için oy vermek isteyenleri şuraya alalım önce.

Avrupa'lı oyuncular listesinde olmasını tahmin ettiğimiz tüm isimler var. Bu isimlerin haricinde bizler için daha farklı anlamlar taşıyan iki isim daha var. Bunlardan biri Yelena Leuchenka. Takıma bu sene katılan uzun oyuncu Avrupa liginde gösterdiği performans ile bu listeye girmeyi fazlasıyla haketti bence. Bir diğer isim ise Nevriye Yılmaz. Bu listede yer alan tek Türk oyuncu olması, onun bayan basketbolunda çok daha büyük anlamlar ifade eden bir oyuncu olduğunu tek başına bile göstermeye yetecek bir durum bence.


Kıta dışı oyuncular kategorisinde ise Amerika'lı pek çok yıldız isimin yanı sıra Jia Perkins, Sophia Young, Cappie Pondexter, Nicola Powell, Penny Taylor gibi yolu ülkemizden geçen üst düzey isimlerin olduğunu da ekleyelim.

25 Aralık 2009 Cuma

''ZAFER'' Aşkı II


5 Temmuz'da ''ZAFER'' Aşkı başlıklı bir yazı yazmıştım bloga. Okumamış olanları ya da hatırlamak isteyenleri şöyle alalım. Ana çerçevesi bu olan pek çok yazı var blogda, çeşitli başlıklarla çeşitli tarihlerde yazılmış. Yazdığımız için Galatasaray'lı değilsiniz siz ithamlarına kadar giden yazılar bunlar, merak edenler sağ taraftan ulaşabilirler bu yazılara.

Temmuz'dan bu yana altı ayı geride bıraktık ve yazdığım hemen hemen herşeyin parkedeki yansımasını da gördük Zafer Kalaycıoğlu'nun Galatasaray'ında. Bunu bizim görmemiz birşey ifade etmiyor zira takım üzerinde bir yetkimiz yok. Görmesi gerekenlerin gözüne perde indiği sürece bu şekilde devam edecek bu şube, ne zaman ki birileri bu gidişatın yanlış olduğunu görecek işte o zaman işler bizim lehimize gelişmeye başlayacak. Tıpkı Yenilmez Armada döneminde olduğu gibi.


Mikrofonu şimdi yaz aylarında Zafer Kalaycıoğlu'nun çok başarılı bir coach olduğunu, bizi de başarıdan başarıya koşturacağını düşünenlere bırakalım. Altı ay öncesinden yaşanacakları birebir yazan biri olarak bunu söyleme hakkımız fazlasıyla var sanırım. Hele ki bizi Galatasaray'lı olmamakla itham edenlerin ne düşündüklerini fazlasıyla merak ediyorum.

Kocaeli'nde İlk Ayrılık


Kocaeli takımının gidişatı hakkında yazmıştı Aras ve sormuştu 'Kocaeli Nereye? ' diye. Geride kalan dokuz haftanın ardından ligin galibiyet alamayan tek takımı olan Kocaeli takımında Tuğba Kılınç takımdan ayrılmış. 9 karşılaşmada da forma giyerek ortalama 19 dakika sahada kalan tecrübeli oyuncu 2.4 sayı 2.7 ribaund rakamlarını yazdırdı isminin karşısına. Fakat hücum gücü bu denli kısıtlı olan bir takımda onun da elinden gelen bu kadar. Ceyhan Belediyesi ile anlaşmış ve sezonun devamında güney takımında forma giyecekmiş. Bu gidişatta beklenen gelişmeler bunlar, yaprak dökümü devam edebilir gibi sanki.

22 Aralık 2009 Salı

Son 32


Eurocup'da ilk grupların tamamlanmasının ardından bu kupada mücadele eden üç takımımızdan ikisi tur atlama başarısı gösterdi ve 32 takım arasına girdiler. Bu sezon ilk kez Avrupa kupalarına katılan ve açıkçası aldığı altı mağlubiyetin ardından katıldığına da bin pişman olan Samsun Basketbol elenirken Beşiktaş Cola Turka ve Botaş yola devam ediyorlar Kupa 2'de. Geçen sezondan yakinen bildiğimiz üzere 32 takım sıralanıp 1-32, 2-31 şeklinde eşleşiyorlar ve bundan sonraki tüm turlar eleminasyon şeklinde oynanacak.

F grubunda Athinaikos ile liderlik mücadelesine girişir diye düşündüğümüz ve zamanında bloga not düştüğümüz siyah beyazlılar grubu Athinaikos ve Hatıs Yerevan takımlarının ardından averajla üçüncü sırada tamamladı. Bu periyodda Sales ve Melek Bouthors'ın sakatlıkları, coach kaynaklı yaşanan idari sorunların da bu tabloda emeği büyük kuşkusuz. Beşiktaş Cola Turka, Samsun Basketbol'un grubunu 4 galibiyet - 2 mağlubiyet ile lider bitiren Rus takımı Dynamo Kursk ile eşleşti. İlk maç 7 Ocak'ta Akatlar'da, ikinci maç ise 14 Ocak'ta Rusya'da. Grubunu lider tamamladığı için ev sahibi avantajı Rus takımının elinde. Geçen sezon yarı finalde karşılaştığımız Dynamo Kursk'un İstanbuul'a ait hiç de hoş anıları yok. Deplasmanda 61-47 kaybettiğimiz maçın ardından İstanbul'da soyunma odasına 6 sayılık bir farkla mağlup girmiştik. Fakat ikinci yarı yalnızca 11 sayı yiyerek, Augustus'un insanüstü performansla 17-22 saha içi isabeti sonucunda ürettiği 38 sayı ile sahadan 62-39 galip ayrılarak finale yükselmiştik. Dinamo takımının maçı 39 sayıda tamamlaması, Augustus'un tek başına 38 sayı üretmesi ve ardından finale yükselmemiz; unutulmazlarımız arasında kesinlikle.


Rusya deplasmanları hep zorlu geçer, o sebeple İstanbul'daki ilk maçta çift haneleri farkları görmesi gerekiyor Beşiktaş Cola Turka'nın. Ev sahibi avantajı siyah beyazlılardan yana olsaydı %70-%30 şanslar bizden yana diyebilirdim ama şimdi ibre Rus takımını gösteriyor açıkçası. Akatlar'daki ilk maçta kaderimizi kendimiz yazacağız, ev sahibi avantajını lehe çevirmek için Sales'in ve Zellous'un iyi bir gününde olması gerekiyor.


Diğer temsilcimiz Botaş ise üç takımlı I grubunu iki galibiyet - iki mağlubiyet ile ikinci sırada tamamladı. Ve D grubunu 4 galibiyet -2 mağlubiyet ile lider tamamlayan Polonya temsilcisi CCC Polkowice takımı ile eşleşti. Bu eşleşmede de evsahibi avantajı rakipten yana ne yazık ki. Eurocup'da ev sahibi avantajının ne kadar önemli olduğunu, kopan maçlarda atılacak farkların büyük önem taşıdığını deneyimlemiştik geçen sezon. Botaş ilk maçta 7 Ocak'da rakibini Adana'da ağırlayacak, ikinci maç ise ertesi hafta Polonya'da. Botaş'ın ilk maçta temposu ile rakibi şaşırtabileceğini ve maçı da kazanabileceğini düşünüyorum. Rakibi hiç izlemediğim için tur için konuşmam yanlış olur ama yine de çok da şanssız değil diye düşünüyorum Botaş için. Beşiktaş Cola Turka kadar olmasa da onlar için de umudum var yine.

Umarım iki takımımız da yola devam eder..

21 Aralık 2009 Pazartesi

9. Haftanın Ardından

Ceyhan Belediyesi:87 – Çankaya Üniversitesi:73

Haftanın açılış karşılaşmasında güney temsilcisi Ceyhan Belediyesi, son dönem performansı ile dikkatleri çeken Çankaya Üniversitesi'ni üçüncü çeyrekteki etkili oyunu ile 87-73 geçmeyi başardı. Ev sahibi takımda 23 sayı 10 ribaund ile maçı tamamlayan ligimizin sayı kralı Campbell'a, takım arkadaşı Lauren Ervin 20 sayı, Crystal Smith de 13 sayı ile katkı verince sonuca gitmeleri pek de zor olmamış. Ve bu galibiyetle birlikte dokuzuncu maçındaki beşinci galibiyetini elde etti ev sahibi takım. Ligdeki pek çok takımın aksine dışarda da kolay galibiyetler alabilen bir takım Ceyhan takımı fakat evlerinde oynadıkları karşılaşmalarda bir istikrar sağlayamadılar şu ana kadar. Onu da başardıklarında bir tık daha yukarı çıkacaklardır diye düşünüyorum.

Panküp Kayseri Şekerspor:86 – Tarsus Belediyesi:78

Geçen hafta Galatasaray karşısında oldukça etkili bir ilk yarı oynadıktan sonra ikinci yarının hemen başında, biraz da Ayhan Avcı'nın maçı elinden kaçırması ile, son dakikalarda galibiyeti kaçıran taraf olan Kayseri takımı, Tarsus Belediyesi karşısında zorlanmasına rağmen sahadan galibiyetle ayrılan taraf oldu. Bu maç iki takım açısından da önemliydi zira Tarsus takımı bu deplasmandan bir galibiyet çıkartması durumunda Kayseri ile arasındaki galibiyet farkını iki maça çıkaracaktı. Tangela Smith hamlesi sonrası iç sahada kazanması gereken karşılaşmalar bunlar Kayseri takımının. Son çeyrekte 31 sayı yemelerine rağmen kazanmış olmaları onlar adına sevindirici fakat gelecek adına da pek hoş bir durum değil açıkçası. Ev sahibi takımın maç boyunca yalnızca yedi üçlük kullanıp bunların beşinde de isabet sağlamış olması ise maçın en hoş detayı kesinlikle. Kaçan iki şut da McBride'a ait. Tamera Young'ın yükselen performansı da dikkat çekmeye devam ediyor, 17 sayı ile takımının en skorer ismi olmuş Amerika'lı oyuncu.

Tarsus takımında Kübra Siyahdemir 2-4 ikilik 1-5 üçlük 1-2 serbest atış isabetleri ile maçı sekiz sayı ile tamamlamış. 1'i hücum olmak üzere 4 ribaund 3 asist 3 top kaybı da diğer istatistikleri Kübra'nın.

Kocaeli Bş.Bld.Kağıtspor:54 – Samsun Basketbol:68

Geleneği bozmayan Samsun Basketbol Kocaeli deplasmanından galibiyetle dönerken ilkleri de beraberinde getirdi Samsun'a. Bu sezonki ilk deplasman galibiyetleri olmasının yanı sıra ilk kez iki maç üstüste kazanmayı başardı Karadeniz temsilcisi bu sezon. Bu galibiyete çok ihtiyaçları vardı lige verilen bu ara öncesinde, fikstürün bir güzelliği ile beklediklerinden çok daha kolay oldu bu. Yeni transfer Andrea Gardner'in 13 dakika sahada kalarak yalnızca iki şut kullandığı karşılaşmada Katryna Gaither'in 8-10 sahaiçi isabeti ile 17 sayı üretmesi ve Chaney - Alvoshkina ikilisinin total 24 sayı üretmeleri bu durumu absorve etmeyi başarmış. Ve Kocaeli takımına dokuzuncu mağlubiyetlerini aldırarak evine dönmüş Samsun Basketbol.

Fenerbahçe:113 – Botaş:95

Ligin en tempolu oyununu oynayan takım şüphesiz Botaş. Zoll'un de büyük katkıları ile run&gun tadında bir oyun oynuyorlar ve bunu da iyi beceriyorlar aslında. Fakat kendi muadilleri takımlar karşısında bunları denemeleri onlar adına daha iyi olacaktır zira rakip Fenerbahçe olunca potalarında 115 sayıyı görüyorlar, Pazar günü olduğu gibi. Ligin bu sezonki en yüksek sayısına ulaştı bu oyun neticesinde Fenerbahçe, deplasmandaki Botaş maçında geçmezse eğer Fenerbahçe bu sınırı bu sezonun en yüksek sayısı 115 olarak kalır herhalde. 28-28-24-33. Botaş'ın dört çeyrekte yediği sayılar, gerçekten ürkütücü duruyor. Farklı olayları deneyen coachları her zaman takdir etmişimdir, hep daha ilgi çekici gelir bana bu tarz takımlar Botaş'ı da bu sebeple ayrıca seviyorum. 95 sayı atmalarına karşın 18 sayı fark yiyerek kaybettikleri bir karşılaşma olarak uzun süre hatırlarlar sanırım bu mağlubiyeti.

Botaş takımında 5-5 üçlük isabeti ile 22 sayı üreten Didem Süer, 11 asist ile yine çift hanelerde asist üretimini gerçekleştiren Zoll ve 8-14 sahaiçi isabeti ile 20 sayıyı gören Prince dikkat çekici performanslar sergilediler. Özellikle Prince'i izlemek keyifliydi her ne kadar düşük yüzdeyle şut kullansa da. Takım arkadaşlarından farklı olduğunu iki dakikalık bir sekansın ardından rahatça görebiliyorsunuz. Fenerbahçe'de ise tam beş oyuncu 12 ve üzerinde sayı üretti. Fakat Matee Ajavon için kendine gelme, takıma yeniden ısınma maçı oldu desek sanırım Botaş galibiyetinden daha anlamlı olacaktır bu. 24 dakika sahada kalarak 26 sayı 3 ribaund 3 asist ile oynadı bu sezonun suskun ismi Ajavon.

İstanbul Üniversitesi:71 – Beşiktaş Cola Turka:78

Geçen haftaki Samsun bozgununun ardından evinde Sales'siz Beşiktaş Cola Turka'yı zorlar diye düşünüyordum Üniversite için fakat Sales'in bu maçta oynayacağını öğrendikten sonra siyah beyazlıların galip geleceğine kaymıştı görüşüm. Bıraktığı yerden devam eden Sales 5-7 iki sayı 2-4 üç sayı isabetleri ile 20 sayıyı yolladı gene neredeyse hiç kenara gelmeden. Ve galibiyeti getiren isim oldu. Hücumun bir oyuncunun eline bakması her zaman için tartışılan bir durumdur ama Beşiktaş Cola Turka'nın bu dönemde kazanmaya ihtiyacı vardı ve bunu da sorgulayacak durumda değiller şu anda. Yaşlı kurt bir galibiyet daha hediye etti takımına. Sezon başından beri en büyük yardımcısı Zellous'un düşük performansı bu maçta da devam etti, 6-13 şut performansı ile 15 sayı üretti Amerika'lı oyuncu. 15 sayılık bir katkı yapan opyuncunun performansına düşük demek ne kadar doğru bilemem ama Zellous'un şut tercihlerinde sorunlar olduğu da aşikar geldiği günden beri. Çıkmadan 40 dakika sahada kalması sağlıklı tercih yapmasını etkiliyor mudur? Bence evet, şu an için çözümü var mı peki? Hayır. O zaman bu şekilde oynamaya devam.

Ev sahibi takımda Penn- Hodges ikilisinin 8-25 iki sayılık isabet yüzdesi maçın da kaybedilmesinin ana sebebi gibi duruyor. Rakibin 23 top kaybettiği bir karşılaşmayı 7 sayılık farkla kazanmasını ise ayrıca sorgulamaları gerekiyor tabii.

Mersin Büyükşehir Belediyesi:97 – Galatasaray:68

Bu maça dair söylenebilecek fazla birşey yok, dün birşeyler karalamıştık.

20 Aralık 2009 Pazar

Mersin BŞB: 97 - Galatasaray: 68

Geçen sezonun Ocak ayıydı Zafer Kalaycıoğlu dedikodularının yoğunlaştığı, bizim de tepkimizi göstermeye başladığımız dönemler. Hemen hemen bir sene geçti üzerinden, bu bir senelik dönemde bu hamlenin bize kazandırdığı somut bir şey var mı elimizde şu anda ? Yok. Olması da mümkün değil demiştik zaten. Peki bu hamlenin bize kaybettirdikleri, işte onlar reklamda söylenildiği gibi 'paha biçilemez' olgular. Ne bir kupaya, ne bir madalyaya eşit değil kaybettiklerimiz olmayacak da. Bu takım bizim takımımız değil demişti Aras, bizim takımımız Fenerbahçe'ye karşı beş kişilik dar rotasyonu ile savaşan takımdı. Bu takım kiminse, şimdi onlar oturup düşünsün. Biz zamanında çok kafa patlattık çünkü bu konu üzerinde, yazdıklarımız da arşivde duruyor bakmak isteyen olursa eğer.

Ceyhun Yıldızoğlu'nun Mersin'inin bugün rahat bir galibiyet alacağını yazmıştım, bir haftadır da maçı soran herkese söylüyorum zaten bunu. Sonuç benim için hiç de sürpriz değil, sonuna kadar hakederek kazanılmış bir galibiyet. Salonda taraftarımız da vardı ama 'kupa koleksiyonerimiz' elbet birşeyler söyleyecektir bu mağlubiyet üzerine, hiçbir açıklamaya şaşırmayacak bir bünyeyle bekliyoruz maçın ardından gelecek açıklamaları.

Kritik Viraj


9. haftanın en önemli karşılaşmasında Sarayın Sultanları Mersin'e konuk oluyorlar. İki takım açısından da çok farklı ve önemli anlamlara sahip bir karşılaşma bu. Galatasaray için ligdeki üçüncü mağlubiyeti almak, Avrupa'daki kötü gidişatın üzerine işleri biraz daha karıştıracak. Mersin takımı için ise iki yıldır planlı programlı şekilde gerçekleştirilen ve sezon başında Fenerbahçe'yi farklı mağlup ederek kazanılan Cumhurbaşkanlığı Kupası ile birlikte daha da ivmelenen zirve yürüyüşünü herkese bir kez daha gösterebilme fırsatı bu karşılaşma.

Geçen sezon iki takım arasındaki oynanan iki karşılaşmayı da Mersin takımı kazanmıştı. Ve sezon sonunda da haklı olarak final oynayan taraf Mersin olmuştu, her ne kadar finalde süpürülseler de. Şu ana kadar sadece bir mağlubiyet aldı güney temsilcisi, Caferağa'da Fenerbahçe'ye karşı. O maçın haricinde genellikle zorlanmadan kazandılar. Galatasaray ise çok iyi bildiğimiz şekilde önce Samsun deplasmanında daha sonra da Ahmet Cömert'teki derbide Fenerbahçe'ye kaybetti.

Katie Douglas'ın Riga maçında parmağının kırılmasının ardından hücumdaki en önemli opisyonunu kaybetti Sarayın Sultanları. Bu durumda Jia Perkins ve sezon başından bu yana gerekli verimi almamak için çabaladığımız Sophia'ya büyük iş düşüyor. Fakat hepsinden önemlisi, tıpkı geçen hafta olduğu gibi yerli rotasyondan birinin önemli katkılar vermesi gerekiyor. Geçen haftasonu Kayseri'ye karşı bu isim Tuğba Palazoğlu olmuştu. Hücum sahasında istikrarlı bir oyuncu olmadığını biliyoruz, bugün için Esra ya da Yasemin Horasan'dan benzer bir katkı almak maçın kilidi Galatasaray adına.

Ivory Latta'nın tam sahada alınmadığında ne kadar tehlikeli bir oyuncu olduğunu kaybedilen Cumhurbaşkanlığı Kupası ile ödedi Fenerbahçe. Ankara'da oynanan karşılaşmanın henüz ilk çeyreğinde çift haneleri görmüştü Amerika'lı oyuncu. Çünkü top getirirken herhangi bir baskı görmediği gibi şutu da fazlasıyla riske edilmişti Fenerbahçe savunması tarafından. Ve Latta da cezayı fazlasıyla kesmişti onlara. Bugün Nilay Yiğit ve geçen hafta takımı savunmada ateşleyen isim olan Tuğba'nın Ivory Latta'yı yakın alması gerekiyor. Hem oyunu kurdurmamak hem de rahat şut imkanı vermemek adına. Bu da maçın bir diğer kritik eşiği bence.

Boyalı bölgede Erlana Larkins, Olympia Scott ve Korel Engin ile ligimizin üstünde bir uzun rotasyonu var Mersin'in. Özellikle Larkins'in her iki pota altında da dominant bir oyuncu olduğunu biliyoruz. Bugün hem Yasemin Horasan'ı hem de Leuchenka'yı epeyce yoracaktır. Onun bu özelliğinden faydalanacak isimler ise Scott ve Barbara Turner olacak. Sırtı dönük top aldığında dışarıyı rahat görebilmesi de ayrıca avantaj sağlıyor Mersin hücumları için. Açıkçası bu noktada önemli bir üstünlüğü var evsahibi takımın. Burayı ne ölçüde işleyebilecekleri maçın da sonucunu belirleyecek.

Mersin hücumunun sac ayaklarından iki tanesini saymadık henüz. Bunlardan biri Şaziye Karslı ki gerçekten çok farklı oynuyor Mersin formasıyla. Geçen yıl yarım sezon izlediğimiz Şaziye ile alakası yok, güneydeki performansının. Takıma 'ablalık' yapıyor Şaziye. Diğer önemli nokta ise Mersin takımının yerli oyuncularından çok fazla değil belki ama sürekli olarak katkı alabilmesi. Sariye Gökçe, Deniz Boz, Tuğba Talaslıoğlu gibi oyuncular her maç hem skora hem de oyuna önemli katkılar verip Mersin sisteminin işlemesini sağlayan önemli dişliler olarak dikkat çekiyorlar.

Bugün Katie Douglas olsa dahi ben Mersin takımını avantajlı görüyordum ki onun da yokluğunda işimiz çok ama çok daha zor. Geçen haftaki Kayseri maçının ikinci yarısındaki savunma direncini göstermekten başka çıkar yol yok galibiyet için. O bile yeterli olmayabilir belki ama ilk olarak o direnci sağlamak önemli bugün. Mersin'de önemli bir taraftar desteğimizin olacağı da kesin hani maç sonunda salonda bizden kimse yoktu bahanesini duyamayacağız belki ama yeni bahanelere de hazırlıklı bünyelerimiz.

19 Aralık 2009 Cumartesi

TBBL 9. Hafta Programı


19 Aralık Cumartesi
15:30 Ceyhan Belediyesi – Çankaya Üniversitesi D Spor
16:00 Panküp Kayseri Şekerspor – Tarsus Belediyesi

20 Aralık Pazar
14:00 Kocaeli Bş.Bld.Kağıtspor – Samsun Basketbol
15:30 Fenerbahçe – Botaş D Spor
16:00 İstanbul Üniversitesi – Beşiktaş Cola Turka
16:00 Mersin Büyükşehir Belediyesi – Galatasaray

17 Aralık 2009 Perşembe

Ayıptır


Geçen sene sezonun başlaması ile "Sarayın Sultanları" pankartını evin salonunda boyayıp, tüm maçlara götürdük. Yine bir yılı aşkın bir süredir, blog vasıtasıyla bu ismi sürdürüyoruz.

Galatasaray Tvde takımdan bahsedilirken Sultanlar denilmesi hoşumuza giderken şimdi farkına vardığımız bir "benzerlik" canımızı sıktı. Haydi isimden esinlendin, Banner'ı, oyuncu bilgilerinde yazdıklarımızı niye çalıyorsun?

".com"'lu domaini almamamız şu güne kadar, bizim salaklığımızdır kabul ediyorum. Bizimkisi karşılıksız bir sevgi olduğundan bunu ironik olarak göstermek amacıyla bile olsun yan tarafa, takip ettiklerimiz tarzında hiç bir blogu eklemedik. Bilemezdik birilerinin isimden nemalanmak isteyeceklerini. Benim kimseyle uğraşacak halim yok, hırsızlığı kendine yakıştıran bu renktaşlarımıza acırız sadece.

Eğlencelik olarak linki de verelim haberiniz olsun. Çakmamız: www.sarayinsultanlari.com
İyi eğlenceler çocuklar, kolay gelsin size =)

Teo Vilnius: 86 Galatasaray: 80

Güle oynaya kazanmamız gereken bir maç; zaten 12-1 ile de başladık maça, 13 farkı gördüğümüz de oldu. Devreye girilirken fark 9'du ama daha fazla olması gerektiğini söylemiştim. Fakat berbat bir üçüncü çeyrek oynayıp maçı kaybetme yolunda büyük yol katettik. Rakibin son saniye atışının isabet bulmamasıyla uzatmaya giden maçı da hakettiğimiz gibi kaybettik.

Ben Galatasaray'da Sophia Young'dan başka, maçı kazanmak isteyen birini göremedim. Hücumda bakıyorsunuz Leuchanka'nın sırtı dönük aldığı topları bitirmeye değil gayreti niyeti bile yok, diğer uzunlarımız zaten malum. Kısalara bakıyorsun topu ha kaybettik ha kaybedicez telaşı ile izliyoruz. Galatasaray'ın en alışkanlık yaratmış hücum seti, Nilay'ın uzaktan attığı 3'lükler. Şapkadan kaç tavşan çıkacağı maçlardaki kaderimizi belirliyor yani. Mucizeler birkaç kere olmazsa maç kazanmamız da hayal.

Az sayıda kişinin izlediği maçı seyirci destekleri olmaksızın kazandı Litvanya ekibi. Benchindeki oyuncuları taraftar oldu takımına, tempo da tuttular, bağırdılar çağırdılar ve kazandılar.

Bu üstteki kısa paragraf, "Avrupa Şampiyonu" titri ile aldığı takımı maç kaybettiğinde taraftar desteğinin eksikliğine vuran, "büyük coach'a" gelsin bizden...

Teo Vilnius - Galatasaray


Euroleague'deki 8. maçında Litvanya deplasmanında Teo Vilnius ile karşılaşacak olan Sarayın Sultanları'nın maçı alışık olduğumuz saatten biraz daha erken bugün. Saat 18.45'de oynanacak karşılaşma, Galatasaray tv'den canlı olarak yayınlanacak. İstanbul'da çok rahat bir oyunla farklı şekilde kazandığımız maçın yazısı için buraya, Teo Vilnius takımına maç öncesi bir göz atmak için ise buraya alalım sizi.

Parmağı kırılan Katie Douglas takımla beraber olamayacak bugün yine. Onun yokluğunda Amerikalı oyuncu kontenjanında Jia Perkins - Sophia ikilisini kullanacağız sezon başında olduğu gibi. Katie haricinde bir de uzun süredir devam eden Işıl'ın durumu var bildiğiniz üzere. Rahat bir galibiyetle döneriz bir aksilik olmazsa eğer Litvanya'dan, bize rakip olabilecek bir takım olmadıkları gördük hem İstanbul'da 82-55 kazandığımız karşılaşmada hem de grubun diğer maçlarında.

Baschet Icım: 80 - Botaş: 72


Eurocup'daki 4. maçına Romanya deplasmanında çıkan Botaş takımı, Adana'da 93-81 ile rahat şekilde geçtiği rakibine bu kez 80-72 mağlup oldu. Böylece geride kalan dört maçta iki galibiyet iki mağlubiyet ile I grubunda ikinci sıraya yerleşti Botaş takımı. Açıkçası bir galibiyet çıkarmalarını bekliyordum Romanya'dan çünkü rakip çok da güçlü bir takım değil ama deplasman faktörü dahil olduğunda sonucu net kestirmek mümkün olmuyor.

Epiphanny Prince 9/20 ikilik, 2/6 üçlük isabeti ile 27 sayı üretirken maçın da en skorer oyuncusu olduğunu belirtelim. Bu kadar çok top kullanmasının bir sonucu tabii ki bu, daha önce de dediğim gibi bu tarz performanslarından birinde, eli sıcak olduğunda Amerika'daki rekorun benzeri bir tablo görebiliriz. Sezon başından bu yana istikrarlı bir oyun ortaya koyan Zoll'un 21 sayı 4 asist ile oynadığını da hatırlatalım. Ev sahibi takımın üç sayı çizgisinin gerisinden 9/15 ile %60'ları görmesi ve serbest atış çizgisinden de Botaş'ın ürettiği 7 sayıya karşın 13-17 ile oldukça iyi bir katkı alması maçın da sonucu belirlemiş.

16 Aralık 2009 Çarşamba

Spartak: 103 - F.Bahçe: 59


Geçen hafta kazanılan Brno maçının ardından, içerde yapılacak iki karşılaşmanın hedef maçı olduğunu ve Fenerbahçe'nin çok büyük bir ihtimalle grubu 7-3'lük bir derece ile tamamlayacağını yazmıştık. Bu iki karşılaşma öncesi gidilen Spartak deplasmanına dair kimsenin bir umut beslediğini düşünmüyorum zaten. İstanbul'daki karşılaşma için Diana Taurasi ile Penny Taylor'ın düellosu demiştik fakat bugün ilk altı dakika sonunda oluşan 15-2'lik Spartak serisi ile düelloluk bir durum kalmadı ortada. Ve kırk dakikayı büyük farklarla domine eden Spartak takımı sahadan 103-59 galip ayrılmayı başardı. Taurasi de takım arkadaşını 2. kez mağlup etmiş oldu bu galibiyetle birlikte.

Alışık olduğumuz şekilde maça oldukça hızlı başladı ev sahibi takım ve 11-2'lik seri ile maçın ilk molasını aldırmayı başardı coach Haydar Kemal Ateş'e. Fakat durmaya pek niyetleri yoktu açıkçası, altıncı dakikanın sonunda 15-2'i gördüler. Bu dakikaya kadar sadece Nevriye Yılmaz ile bir isabet bulabilen Fenerbahçe takımı dört dakikada 12 sayı üretmesine karşın savunmada sorunlar yaşamaya devam etti. Ve ilk çeyrek skoru 25-14 Spartak lehine oluştu. 10 dakikada 14 sayı üretebilen Fenerbahçe hücumunda, son dönemlerin en formda ismi Nevriye Yılmaz başroldeydi yine ürettiği 7 sayı ile. Fakat ona destek gelmeyince arkadaşlarından, maç da bu on dakikanın ardından koptu gitti. Geri kalan otuz dakika için ayrı ayrı analize girmeye gerek yok, onun yerine genel durumdan bahsetmek daha yerinde olacaktır sanırım.

Son bir buçuk aylık dönemde özellikle Avrupa'da ve ligde Galatasaray deplasmanında aldığı galibiyetle önemli bir ivme yakalayan ve coach H. Kemal Ateş tarafından da ''..çok formdayız..'' şeklinde nitelendirilen Fenerbahçe takımı sırasıyla 14 - 19 - 13 -13 sayı üretebildi çeyreklerde. Bu noktada Fenerbahçe'nin hücumundan ziyade Spartak'ın savunmasına vurgu yapmamamız gerekiyor tabii ki. Çünkü rakip kim olursa olsun üst düzey savunmayı neredeyse kırk dakikayı yapmayı başarabilen bir takım, özellikle Rusya'da. Bu savunma takımı kimliği artık yıkılması zor bir hale geldi, hani insanın ben oynamıyorum yeter artık diyesi geliyor. Öyle bir bunaltıcı savunmaları var. Ki bugün bunu iyi yaptıklarını söyleyemem, çok daha iyilerini onlar tarafından yapılırken izleyen biri olarak. Fakat bu bile yetti Fenerbahçe'yi 59 sayıda tutmaya.

İşin asıl önemli boyutu ise Fenerbahçe'nin savunması. 25-32 ve 30 sayı yedi sarı lacivert savunma maçın ilk üç çeyreğinde. Rusya deplasmanından galibiyet bekleyen bir Fenerbahçe taraftarı yoktur sanırım bugün, en azından orta seviye akıl düzeyine sahip bir taraftar beklemez bunu. Fakat iyi mücadeleyi her taraftar bekler sanırım. Bugün onu göremedim ben, her ne kadar rakip çok dominant bir oyun ortaya koymuş olsa da. Nokta bir takviye ile final four yoluna girebileceğine inandığım bir takımın Spartak deplasmanında kaybetmesini doğal karşılayabiliriz ama 102 sayı yiyerek kaybetmesini doğal karşılamak mümkün değil.

Ribaundlardaki 47-33'lük Spartak üstünlüğü ev sahibi takımın pek çok maçında görmeye alışık olduğumuz bir tablo fakat asistlerdeki 27-6'lık Spartak üstünlüğünü nasıl anlatsam bilemedim. Hücumda topu iyi dolaştırıyorlar, boş oyuncuyu iyi buluyorlar falan ama 27 asist yaptırmak için de epey çabalamanız lazım yani. Kolay değil. Tam 9 oyuncu asist yaptı bugün ev sahibi takımda.

18 dakika sahada kalıp 20 sayı 6 ribaund 4 asist ile maçı tamamlayan Diana Taurasi ile maçı erken bitirip bolca dinlenme fırsatı buldu benchde.

15 Aralık 2009 Salı

Andrea Gardner Samsun'da


Vera'yı gönderdikten sonra pota altına takviye için oyuncu arayan Samsun Basketbol, tercihini Andrea Gardner'dan yana kullanmış. 30 yaşında ve oldukça tecrübeli olmasının yanı sıra TBBL tecrübesi de olan bir isim Gardner. Tercih edilme sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Daha önce ligimizde Çankaya Üniversitesi ve Fenerbahçe formaları ile de mücadele eden Amerika'lı oyuncunun boyalı bölgedeki sorun için transfer edildiğini biliyoruz. Fakat ortalama üstü şutu da vardır ayrıca, hatırladığım kadarıyla. Bu da sezon başından bu yana hücumda büyük sıkıntılar yaşayan Samsun takımının bu tıkanıklığını çözmek için önemli bir tercih olabilir. Boyalı bölgeden sayı bulma becerisinin yanı sıra ribaund konusunda takıma büyük katkılar sağlayabilecek bir isim Gardner. Yaşı ilk etapta soru işareti gibi dursa da iş ahlakı yüksek bir oyuncu diyebiliriz rahatlıkla onun için, sorun olmayacaktır. Vera'nın yapamadığı pek çok şeyi fazlasıyla yapacak bir isim bence. Hayırlı olsun Samsun'a.

Ayağının tozuyla çıktığı ilk lig maçında İstanbul Üniversitesi'ne karşı 17 dakika sahada kalırken 10 sayı 3 ribaund ile oynadı tecrübeli oyuncu. Çift haneli sayılarda ribaund çekip, double double yapacağı karşılaşmaları da göreceğiz sezon içerisinde, bu da fena bir başlangıç sayılmaz açıkçası. Takıma ablalık yapabilecek bir isim olduğunu da söylemek lazım. Uğurlu geldi Gardner Samsun'a, böyle de devam ederler umarım.

TBBL'de 8. Haftanın Ardından

Çankaya Üniversitesi ile Mersin BŞB arasında oynanan haftanın açılış karşılaşmasını şurada yazmıştık. Sezonun en farklı galibiyetini alan Botaş takımının, Kocaeli takımını 87-40 mağlup ettiği karşılaşmayı da buradan okuyabilirsiniz. Sarayın Sultanları'nın ilk yarısında çok zorlandığı, Katie Douglas'sız ilk karşılaşmalarında Panküp Kayseri'yi son anda 75-67 ile geçtikleri maç için ise şuraya tıklamanız gerekiyor. Pazar günü maçları ile devam edelim biz.

Tarsus Belediye: 65- Fenerbahçe: 74

Genellikle evinde aldığı galibiyetlerle dikkat çeken bir takımdır Tarsus Belediyesi uzun zamandır fakat geride kalan sekiz karşılaşmada aldıkları dört mağlubiyetin üçünün Tarsus'da gelmiş olması üzerinde düşünülmesi gereken bir sorun. Sezonun ikinci haftasında evlerinde, sonu tartışmalı olsa da, Beşiktaş Cola Turka'yı mağlup ettikten sonra daha farklı bir takım karakteri bekliyordum aslında onlardan bu karşılaşma öncesinde. Fakat 27-9'luk ikinci çeyrek performansları ile bunu yapmaları mümkün olmadı haliyle. Fenerbahçe takılmadan yoluna devam ediyor, sekizde sekiz ile. Haftaiçi oynadıkları ve insanüstü bir şut performansı göstererek kazandıkları Brno maçının ardından ligin zorlu deplasmanlarından birini de kolayca geçtiler yine. Beşiktaş Cola Turka ve Samsun deplasmanlarını da bu şekilde atlatırlarsa eğer, ki bunu yapabilecek güçleri var, namağlup bile tamamlayabilirler ligi.

Tarsus takımında Kübra'nın 14 sayı 7 asist 5 ribaund 7 top kaybı yaptığını da ekleyeyim yine, klasik bir Tarsus yazısı bitişi olsun.

Beşiktaş Cola Turka: 78 - Ceyhan Belediyesi: 56

Sezon başında planlarını Sales üzerinden şekillendiren Aziz Akkaya büyük sıkıntılar yaşıyor bugünlerde. Yıldız oyuncunun Ocak ayının ilk haftasına kadar oynayamayacağını yazmıştık daha önce. Onun yokluğunda hücumda çok zorlanıyorlar, Zellous'u neredeyse hiç dinlendirmeden oynatmak zorunda kalıyor coach. Ki bu karşılaşmada da 40 dakikada sahada kalmış Zellous. Sezon başında Beşiktaş Cola Turka için tahminde bulunurken yabancı oyuncularının skora katkı verdiği ölçüde başarılı olacaklar demiştim. Zellous + Dacic ikilisi 44 sayı 22 ribaund 7 asist ile oynamışlar. Ceyhan tarafında ise Campbell'in tek başına direnişi etkili olmamış bu ikiliye karşı. Yine de Campbell ismini her hafta anmadan geçmiyoruz, skorer oyununu devam ettiriyor. Bugün belki galibiyete yetmedi bu performans ama evlerinde pek çok takıma karşı tek başına bile yeterli olabilecek hücum performansları izleyebiliriz ondan. O potansiyel var fazlasıyla.

Haftanın kapanış karşılaşmasında Samsun Basketbol'un, İstanbul Üniversitesi'ni çok rahat geçtiği maçı ise dün yazmıştık.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Ve Tuğba Döner


Dünkü geri dönüşün mimarı Tuğba Palazoğlu maçı 16 sayı 3 ribaund 4 asist 6 top çalma ile tamamladı. Ama rakamlardan daha önemlisi onun sahadaki kazanma isteği, savunmadaki direnciydi. Teşekkürler Tuğba, takıma galibiyet için savaşmalarını gerektiğini hatırlattığın için.

Samsun: 92 - İstanbul Üni.: 68

8. haftanın kapanış karşılaşmasında zor günler geçiren Samsun Basketbol, sezonun şu ana kadarki kısmının bütün hırsını İstanbul Üniversitesi'nden çıkardı resmen. Galatasaray ve Fenerbahçe savunmaları karşısında 64.5 ortalama tutturup diğer beş karşılaşmada rakip potalara ortalama 82.8 sayı atma başarısı gösteren rakibini 68 sayıda tutmayı başararaksahadan 92-68'lik skorla galip ayrıldı Samsun takımı. Ki maçı üçüncü çeyreğin ortasında koparmayı başardılar, ona rağmen İstanbul Üniversitesi'ne kolay sayı şansı vermediler.

İstanbul Üniversitesi'nin hızlı oyun temposu ile Samsun takımını oldukça zorlayacağını düşünüyordum maçtan önce. Fakat beklentilerimin çok altında bir İstanbul takımı vardı sahada. İlk onüçdakikadaki 1-17'lik iki sayılık şut performansları yılın en kötü maç başlangıcı olmaya aday. İlk çeyrekte üç sayı çizgisinin gerisinden 4-4 ile atıp, şut kaçırmamış olmasalardı eğer on dakika sonunda maç çoktan bitmiş olurdu herhalde. İstanbul takımının bu kötü oyununa karşılık ev sahibi takım geçen sezonu hatırlatan bir maç oynadı diyebiliriz. Maçın başından itibaren skor üstünlüğünü elinde tutarak, kırk dakika dominasyon sağladılar rakipleri karşısında. Bu tablo, geçen yıldan alışık olduğumuz bir tablo ama bu sezon şu ana kadar görememiştik bunu pek. Ligin devamında, sık sık görürüz umarım Samsun adına.


İkinci yarının başında konuk takımın en skorer oyuncusu Humprey'in iki dakika içerisinde aldığu faullerle dörtleyip kenara gelmesi ile de maç tamamen ev sahibi takıma döndü. 59-36 ile o ana kadarki en yüksek farkı yakaladı ev sahibi takım ve o noktadan sonra da bir daha izin vermediler rakiplerine geri dönüş için.

İstanbul Üniversitesi'nin 7 maçta dört galibiyet gibi oldukça iyi bir başlangıcı vardı, ki bu üç mağlubiyetten ikisi Galatasaray ve Fenerbahçe'ye karşı. Bu mağlubiyeti kompanse edecekler rahatlıkla ilk yedi haftalık performansları ile ama kazanmaları morallenmeleri açısından oldukça önemliydi bence. Ev sahibi Samsun Basketbol ise bu galibiyetle biraz olsun nefeslenme fırsatı buldu, kötü günler geçirirken.

Galatasaray: 75 - Panküp Kayseri: 67


Galatasaray'da da uzun süreler çalışan, takımı 2.ligden yeniden birinci lige yükselten Ayhan Avcı'nın Kayseri'si sezon başında Türkiye'de görmeye alşık olmadığımız şekilde uzun vadeli bir plan açıklamıştı. Bu plana göre yapılan yabancı ve yerli transferlerinin ardından, üç senelik bir periyodun ardından tepeye oynayacak bir takım yaratmak istediklerini söylemişti coach. Geçen hafta yapılan Tangela Smith transferi de bu durumu daha da hızlandırmak adına yapılan önemli bir hamle bence. Geçen hafta Tangela'nın ilk kez forma giydiği karşılaşmada Fenerbahçe'ye farklı mağlup olsalar da, oynanan oyun hiç de fena değildi. Zaten tepe dörtlü hariç ligdeki diğer tüm takımları rahatlıkla yenebilecek bir kadroya sahip Kayseri takımı, evlerinde bu dörtlüyü de çok zorlayacaklarını düşünüyorum.

Riga maçında parmağı kırılan Katiee Douglas'ın yokluğunda bu güçlü rakibe karşı zor bir maç bekliyordu bizi. Esasen zaten zor olan bir maçtı ama Katie'nin yokluğu ile çok daha tehlikeli bir maç haline dönüştü benim açımdan. Nilay Yiğit - Jia Perkins - Tuğba Palazoğlu - Sophia - Yelena Leuchenka beşi hava atışı için sahaya gelirken bugün kazanmak için sezonun bu ana kadar olan kısmında sahada göremediğimiz iki şeye ihtiyaç vardı. İlki Sophia'yı efektif kullanıp ondan skor katkısı alabilmek, ikincisi ise yerli kadrodan bir ismin 15+'lık bir skor katkısı verebilmesi.

Katie'nin yokluğunda hücumda topu paylaşarak başladık maça, maçtan önce özellikle dikkat çekilmiş bu konuya taktik toplantısında. İlk 10 dakikada ürettiğimiz sekiz basketin sekiz asist üzerinden gelmiş olması bunun göstergesi zaten. Geçen yıl Augustus, bu sene Katie sahada iken sorumluluktan kaçındıkları gördüğümüz takımın bu iki ismin yokluğunda topu paylaşma isteğinde olup sekiz basketi sekiz asist üzerinden gerçekleştirmiş olmadı oldukça mühim. Hücum sahasında iyi bir Galatasaray izlerken Nilay Yiğit'in iki faul alması hesapları karıştırdı bir anda. Çünkü bir numarada yeniden Tuğba - Esra ikilisine dönmemiz gerekti ki bu ikilinin top getirdiği hücumlardahücum saniyesi bizim açımızdan 14'den geriye sayıyor. Zaten çok kısıtlı olan hücum akışkanlığı da tamamen yok oluyor bu durumda.


İkinci çeyreğe Nilay'sız başlarken hücumda zorlanacağımızı kestirmek zor değildi nitekim sadece 13 sayı üretebildik bu çeyrekte.Fakat aynı dönemde savunma namına hiçbirşey yapmadık sahada. Gözlerimizle savunma yapmayı tercih edince on dakikada toplam 30 sayı yedik Kayseri takımından. 20 dakikada yenilen 46 sayı geçen yıllarda savunma takımı olma hüviyetinin neticesinde Eurocup'ı kazanmış bir takım için kabul edilebilir bir durum değil kesinlikle. Kayseri hücumunun bir katkısı olduysa bu 46 sayıda, Galatasaray savunmasının üç katkısı vardı. Fenerbahçe maçının son çeyreğinde yenilen 30 sayının ardından bu kez bir çeyrekte yenilen bir 30 sayı daha. İlginç ve üzerinde konuşulması gereken bir durum gerçekten..


Soyunma odasına giderken 46-33'lük Kayseri üstünlüğünün yanı sıra skorboardda gözüken bir diğer durum ise Nilay Yiğit ve Yelena'nın üçer faulde olması idi. Buradan maçı çevirmek için devrenin hemen başında etkili bir savunma yaparak oyun ritmini Kayseri takımının kontrolünden almak gerekiyordu ilk olarak. Hücumdan daha önemlisi buydu kesinlikle.


Özellikle Tuğba Palazoğlu'nun baskılı savunması ile başladığımız çeyrekte ilk beş dakikada Kayseri takımına sayı şansı vermedik. Hücumda ise üstüste üç tane üçlük bulduk, ikisi Tuğba Palazoğlu'ndan olmak üzere. Önalan savunmasında Işıl Alben ile birlikte Türkiye'nin bana göre en iyileri arasında yer alan Tuğba'nın savunma performanslarına alışığız ki dün de takımı ateşleyen kişiydi. Fakat dünkü hücum performansı son yıllarda Tuğba'nın en iyi performanslarından biri diyebiliriz sanırım. Aynı dönemde takımının hücumda sayı üretememesi ve dahası topu potaya bile atamamasına rağmen farkın kapanıp, Galatasaray'ın öne geçmesi ile ilk kez mola hakkını kullanan Ayhan Avcı'nın da oldukça büyük bir katkısı oldu 25-9'luk üçüncü çeyrek skoruna. Oyunun tüm ritmi ellerinden kayıp giderken ve ilk yirmi dakikadaki emeğinin karşılığı bir anda yok olurken mola almayan coacha bir teşekkür borcumuz var kesinlikle.


Final periyoduna girerken yalnızca üç sayı öndeydik fakat bundan daha önemlisi maçı kazanabileceğine inanmıştı takım artık. 46 sayı yenilip, 13 sayı geride girilen devrenin ardından. Tuğba önderliğinde bu sezonun en iyi savunmasını yaptığımız ikinci yarının bu döneminde ise kenardan alışık olduğumuz zone tercihi de gelmeyince, adam adama savunmada Kayseri takımının sayı üretmek için pek şansı kalmadı açıkçası ve sahadan 75-67'lik skorla galip ayrılan taraf Galatasaray oldu.


Yazının başında bugün kazanmak için iki şeye ihtiyacımız olduğunu yazmıştım. Maç sonunda istatistik kağıdında ikisinin de gerçekleştiğini görüyoruz. Fakat bugün Kayseri takımı karşısında galibiyet için yeterli olan bu durumun haftaya Mersin deplasmanında ne kadar yeterli olacağını hafta içinde bol bol konuşacağız sanırım.

13 Aralık 2009 Pazar

Bir Ay Daha Kaite'siz


Bu seneki en flaş transferimiz Katie, Riga maçında yaşadığı sakatlık yüzünden 1-1.5 ay takımdan uzak kalacak. İlk planda fark edilmese de baş parmağında kırık varmış. Geçmiş olsun diyoruz yıldız isime.

Kadromuzda, Kaite dışında saf bir üç numara olmadığı için onsuz dönemlerde, büyük sıkıntı yaşamıştık taktiksel olarak. Bir an önce dönüşünü bekliyoruz.

Galatasaray: 75- Panküp Kayseri: 67

Nilay Yiğit - Jia Perkins - Tuğba Palazoğlu - Sophia Young - Yelena Leuchenka beşi ile başlıyoruz.

Riga maçında sakatlandığı söylenen Katie Douglas ilk beşte yok.

İlk çeyrek skoru: 20-16

2. çeyrek skoru: 13- 30

Yelena Leuchenka 3, Esra Şencebe 3 ve Nilay Yiğit 2 faulde.

Katie Douglas'ın yokluğunda hücumun sıkışması beklenen bir durum tabii ki ama savunmada yenilen 30 sayının mazereti olamaz, olmamalı.

İkinci yarıya 15-0'lık bir seri ile giriş yaptık. Sağ ve sol diplerden iki üçlük, bir de orta mesafe şutu bulan Tuğba'nın 8 sayısı oldukça kritikti.

İlk beş dakikada sayı yemedik henüz.

3.çeyrek skoru: 25 - 9

Savunma çok sertleşti,ilk beş dakika sayı yemeden, toplam 9 sayı yedik bu çeyrekte. Hücumda ise Tuğba Palazoğlu'ndan önemli katkı geliyor.

Son altı dakikaya 61-61 giriliyor.

Beraberlik devam ediyor, son dört dakikada. 65-65

Son 1.30'a 70-67 önde giriyoruz, top bizde.

Perkins'in sağ dipten üçlüğü bitirdi diyebiliriz maçı, 73-67.

Çok zorlanmamıza rağmen, kazanmayı başardık. Detaylar daha sonra burada olacak..

Galatasaray - Panküp Kayseri

Sarayın Sultanları, Pazar 15.30'da Panküp Kayseri Şeker ile karşılaşacak. Rakibimiz 3 galibiyet, 4 mağlubiyet ile puan tablosunun 8. basamağında yer alıyor. Tangela Smith transferi ile dikkat çeken Kayseri ekibinde hedefler yüksek bu sezon. Aldığı 4 mağlubiyetin 3'ünün İstanbul'da olduğunun altını çizelim. Diğer mağlubiyetleri ise Mersin'de 84-83 gibi şanssız bir skorla Mersin BŞB karşısında. Zorlu bir maç bizleri bekliyor.

Tekrardan hatırlatalım maç 15.30'da Ahmet Cömert'te. Resmi siteden gözüktüğü kadarıyla GS Tv'den yayın olmayacak, maçı D Spor yayınlıyor.

Sezonun En Farklı Galibiyeti | | 87-40

Kocaeli Nereye? demişti Aras haftaiçinde, gidişat çok belli artık. Adana deplasmanında ligdeki sekizinci mağlubiyetini alarak nagalip durumunu devam ettiren Kocaeli takımı, bugüne kadar oynadığı sekiz karşılaşma içerisindeki en yüksek farkı da görmüş oldu bugün. 87-40.

İlk çeyrekte yedikleri 31 sayı, ikinci çeyrekte atabildikleri yalnızca 4 sayı. Ve devre sonunda oluşan 51 -19'luk skor. Ve laylaylom oynanan, skoru tayin eden bir ikinci yarı. Botaş'da Epiphanny Prince geldi demiştik, o da Adana'daki ilk maçında 24 dakika sahada kalırken 8-16 ile haddinden fazla top kullanmış. Ama rakip Kocaeli olunca değerlendirme yapmak da anlamsız oluyor bu maçta. Buna rağmen ürettiği 16 sayı ile birlikte 9 ribaund 4 top çalma 1 asist oldukça iyi evindeki ilk maçında. Bu maçta dahi kullandığı toplam 17 top ise, önümüzdeki dönemde takımı tek başına sırtlamaya çalışacağının bir sinyali. Amerika'da olduğu gibi ufak çaplı bir rekor da yaşatabilir belki bize, belli olmaz.

12 Aralık 2009 Cumartesi

Çankaya Üni. : 64 - Mersin BŞB: 75

8. haftanın açılış karşılaşmasında Mersin BŞB, son dönemdeki iyi oyunu ve özellikle Botaş deplasmanında aldığı galibiyetle dikkat çeken Çankaya Üniversitesi'ni 75-64 ile rahat şekilde geçmeyi başardı. Geceden itibaren yağan yağmurun etkisiyle tipik bir bunaltıcı Ankara havası vardı bugün. Bu iç karartıcı havaya ve durmaksızın yağan yağmura rağmen Mersin takımını izlemek için öğlen saatlerinde kampüs yollarına düştüm yine..

Geçen hafta Galatasaray karşısında salonda izlediğim Çankaya takımı, konuk teknik ekip tarafından yapılan hataları iyi değerlendirerek maça tutunmayı başarmıştı. Özellikle öne geçilen dönemde gelen ilginç zone tercihi ile maça yeniden dönen ev sahibi takımın bugün o kadar da şanslı olamayacağını düşünüyordum. Zira bu kez kenarda Ceyhun Yıldızoğlu vardı. Aradaki kadro farkını iyi kullanmayı başaran güney temsilcisi zaman zaman farkı 20 sayının üstüne çıkarararak, neredeyse 35 dakikayı çift haneli farklarda önde götürerek ufak bir ders vermiş oldu gelecek hafta karşılaşacağı Galatasaray'a.

Maça Ivory Latta - Sariye Gökçe - Şaziye Karslı - Korel Engin - Erlana Larkins beşiyle başlayan Mersin takımında iki uzunun varlığı ile boyalı bölgeyi kullanmak istedikleri göze çarpıyordu ilk olarak. 4 dakika geride kalıp 10 sayıya ulaştıklarında ise bunlardan 8'inin Larkins ve Korel imzalı olması da ilk hedefin gerçekleştirildiğini göstermesi açısından önemliydi Mersin adına. Bu girişin ardından altıncı dakikada üç oyuncusunu kenara alarak, sürekli olarak vurguladığımız 'rotasyon' uygulamasına gitti Yıldızoğlu. Barbara Turner - Deniz Boz ve Olympia Scott'u dahil etti oyuna. Yeni beş ile yakalanan 8-3'lük seride Deniz'in ve Olympia Scott'un da skor katkısı vermesi bu rotasyonun artık tam manasıyla oturduğunu gösterdi bana. Sahada oynayan kenarda bekleyen farketmiyor Mersin takımında, herkes sistemin bir parçası olmuş durumunda. Ve herkesin rolünü büyük bir olgunlukla kabullenmiş olması da ayrıca önemli sistemin işleyişi noktasında.

Tam yedi oyuncu skor üretti bu çeyrekte Mersin takımında. Üretilen 20 sayının yedi ayrı oyuncunun elinden gelmiş olması gerçekten alkışlanacak bir sistemin ürünü. Rakibin zayıflığı tartışılabilir tabii ki ama aynı rakibe karşı geçen haftasonu Galatasaray'ın ne kadar zor kazandığını da hatırlamak lazım tam da bu noktada. Ligin ilk haftasında Fenerbahçe'ye ilk yarıda direnmeye çalışan Çankaya Üniversitesi takımını da hatırlayabiliriz, biraz daha geriye giderek.

İkinci çeyreğe de hızlı bir giriş yapan konuk takım farkı bir anda 20'e kadar yükseltmeyi başardı. Bu dönemde yapılan kısa süreli iyi Mersin savunması, hücumda zaten rahatça sayılar bulmaları ile maçın galibini de belirledi aslında. Buna karşılık olarak ise Çankaya tarafından gelen bir zone ve hemen ardından 3/4 sahada tam saha baskı gördük, top kapmaktan çok zamandan çalma niyeti ile. Bu alan savunmasına karşı üstüste üç boş şut sokamayan Mersin takımı bu sekansda sayı üretmekte zorlansa da, çeyrek sonuna doğru yeniden ritm yakaladılar ve soyunma odasına 43-28 önde gitmeyi başardılar.

Devrenin bitimine 3 dakika kala Merve Aydın'ı oyuna soktu Ceyhun Yıldızoğlu. Sezon başında esip gürleyen Galatasaray teknik ekibine olduğu kadar ligdeki tüm koçlara bir ders daha bu. Benchde oturtularak kazanılmıyor oyuncular, hatayı parkede yapmaları gerekiyor. Şu ana kadar Mersin'in oynadığı tüm maçlarda forma giydi Merve Aydın, ama az ama çok. Her maçta kullandı onu coach, biz ise Bahar Çağlar'ı yalnızca 30 sayı farkla kazandığımız Kocaeli karşısında kullandık. Aradaki fark bu işte.

İlk yarıya dair bir diğer önemli not ise evsahibi takımda Dilek Ünüvar'ın gereksiz agresif hareketleri idi. Çok irrite edici duruyordu saha dışından, aradaki fark bu kadar bariz iken gerek yoktu o tavırlara bence. Yaptığı top kayıplarına sinirlendi muhtemelen ama maç sonunda Çankaya takımının karşısında yazan 25 top kaybı onlardan çok Mersin takımının emeğinin karşılığı. Bunlardan 7'sine imza atan Dilek'in bu agresif tavırları yine de hoş değil tabii ki.

Çankaya Üniversitesi'nin en zayıf yönü olan pota altını kullanmak için çift uzunu üzerinden oynayarak maça başladı demiştik Mersin takımı için. Fakat maç içerisinde bunu tam olarak sahaya yansıtamadılar diyebilirim rahatlıkla. Özellikle hareketli oluşu ve direkt olarak potaya devrilebilmesi ile tutulması zor bir uzun olan Larkins'in faul problemine girip sahada az kalışı ve Scott - Larkins ikilisinin boyalı bölgeden 6/20 gibi çok düşük bir yüzdeyle isabet sağlaması da bunun göstergesi zaten. Üç sayı çizgisinin gerisinden 2/13 ile sayı bulan Latta - Barbara Turner ikilisinin de onlardan arta kalır yanı yoktu açıkçası. Dört yabancı oyuncusunun bu performanslarına rağmen deplasmanda 75 sayı bulup maçı 11 sayı farkla kazanan Mersin takımını ayakta alkışlamak gerekiyor. Yabancı oyuncular üzerine kurulu, ligin İstanbul temsilcilerini de bir kez daha anımsadıktan sonra.

İkinci yarıda da oyundaki ve skordaki üstünlüğünü kullanan Mersin takımı, beklenildiği gibi çok rahat bir galibiyet elde etti. Bu galibiyet ile birlikte konuk takım sekizinci maçında yedinci galibiyetini elde ederken, ev sahibi Çankaya takımı ise bir maç eksiği ile, yedinci maçında beşinci mağlubiyetini aldı. Mersin, haftaya evinde Galaasaray'ı ağırlayacak ki bence ligin gidişatı açısından kritik maçlardan biri olacak. Çankaya Üniversitesi ise Ceyhan Belediye deplasmanına konuk olacak.

Rakamlardan, istatistiklerden daha önemlisi ise Mersin takımına bugün 25 sayı fark gerekseydi eğer o 25 sayıyı rahatlıkla yapabileceğini rakibine kabul ettirişiydi bence. 'Şampiyonlukta bu kez biz de varız' diyen Galatasaray'ın geçen hafta bu salonda oynadığı oyunu gördükten sonra Mersin takımını bir kez daha taktir ettim. Büyük iş başarıyorlar cidden, yolları açık olsun.

11 Aralık 2009 Cuma

TBBL 8. Hafta Programı


11 Aralık Cuma
14:00 Çankaya Üniversitesi - Mersin Büyükşehir Belediyesi D Spor

12 Aralık Cumartesi
14:00 Botaş - Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor

13 Aralık Pazar
15:00 Beşiktaş Cola Turka - Ceyhan Belediyesi
15:00 Tarsus Belediyesi - Fenerbahçe
15:30 Galatasaray - Panküp Kayseri Şekerspor D Spor

14 Aralık Pazartesi
17:30 Samsun Basketbol - İstanbul Üniversitesi D Spor

İkide Sıfır


Eurocup'daki iki temsilcimizin deplasmanda oynayacağı karşılaşmalar öncesi pek umutlu değildik dün. Sonuçlar da beklediğimiz gibi gerçekleşti ve Eurocup'da bu haftayı 2'de 0 yaparak kapattık ne yazık ki. Erkekler Euroleague ve Euro Cup'ı dahil ettiğimizde de daha vahim bir tablo ortaya çıkıyor. Toplam yedi maçta alınan sadece bir galibiyet var. Neyse ki Galatasaray ve Fenerbahçe evlerinde oynadığı iki maçı kazandı da, rekorun kıyısından döndük.

Yunanistan deplasmanında Sales ve Melek Bouthors'dan yoksun olarak mücadele eden Beşiktaş Cola Turka'da önde tamamladığı ilk çeyreğin ardından ikinci çeyrekte yalnızca 7 sayı üretebilince; maçın geri kalanında bu farkı kapatmak için çabalamak zorunda kaldı. Fakat ev sahibi takım skor avantajını iyi kullanarak ikinci yarıya da iyi başladı. Ve siyah beyazlıların geri dönmesine izin vermeyerek maçı 81-60 kazanmayı başardı. Sales'li Beşiktaş Cola Turka Akatlar'da rakibini son anlarda mağlup edebilmiş iken Sales'in yokluğunda Yunanistan'dan galibiyet beklemiyordum tabii ki ama 21 fark da biraz fazla oldu açıkçası. Beşiktaş Cola Turka'nın 20 top kaybı ve rakip takımın 25 kere ziyaret ettiği serbest atış çizgisine yalnızca 6 kez gidebilmesi maçın da skorunu tayin etmiş bence.

Samsun Basketbol ise 'mecburcu' olarak gittiği Kıbrıs deplasmanından 53-40'lık skorla mağlup ayrıldı dün. Bu farkı maçtan önce söyleseler, kabul edip gitmezdi zaten Samsun takımı. 14-9-10-7 sayı üretti Samsun dört çeyrekte sırasıyla. Bu hücum gücü ile yalnızca 13 sayı fark yemelerine sevinmiş olmalılar. Karşılarında daha ciddi bir takım olsa, mesela Dynamo Kursk, çok daha farklı bir skor ortaya çıkabilirdi. Dediğim gibi 'mecburcular', o yüzden fazla da birşey söyleyemiyorum. Vera'nın yerine bir Amerika'lı oyuncu alıp, lige tutunmaya çalışacaklar önümüzdeki dönemde. Avrupa defterini kapatalı ise çok oluyor.

10 Aralık 2009 Perşembe

Gelecek Halen Karanlık


Katie Douglas'ın pasaport sorunu devam ettiği için 3 Amerika'lı oyuncudan ikisini tercih etme durumunda kaldık maç öncesinde. Teknik ekipin kararı Sophia Young ve Katie Douglas şeklinde oldu, sakatlığını atlatan ve son Çankaya deplasmanında sahada yer alan Jia Perkins tribüne çıktı bu karşılaşma öncesinde. Maçtan önce de yazdığımız gibi, kolay geçmesini beklediğimiz bir maçtı. Maç sonunda skorboardda 16 sayılık bir Galatasaray galibiyeti gözükse de sahada 35 dakika boyunca işler hiç de bu şekilde değildi aslında. Skor olarak hep öne götürmemize rağmen maçı bir türlü 'maçı kazandık' dedirtemedi sahadaki sarı kırmızılı oyuncular. Devrede bitirip, ikinci yarı dinlenmemiz gereken bir karşılaşmaydı esasen ama pek öyle olmadı ne yazık ki.

Maça Tuğba Palazoğlu - Katie Douglas - Sophia - Ivana Vecerova - Yelena Leuchenka beşi ile başlarken sakatlığını atlatan Nilay Yiğit benchdeki yerini almıştı bu karşılaşmada. Tuğba ile oyun kurduğumuz ilk üç buçuk dakikada 0 asist/ 3 top kaybı yapınca Nilay Yiğit'i düşündüğümden çok daha çabuk oyuna dahil etti coach Kalaycıoğlu. Ve Nilay Yiğit'in topu getirmesi ile de 4. dakikanın sonunda ilk asistimizi yaptık. Nilay Yiğit'siz dönemdeki sıkıntıyı daha netleştirmesi açısından önemli bir gösterge bu. Çeyrek sonunda ise 8 asist/ 9 top kaybımız vardı. Nilay Yiğit'li dönemde 8 asist/ 6 top kaybı, kabul edilebilir duruyor şüphesiz o kötü başlangıçın ardından. 17-6'lık ilk çeyrek skorunun ardından da ikinci çeyrekte farkı 20 bandına çekip, rahat bir ikinci yarı bekliyordum ama Riga takımı ikinci çeyrekte skora ve oyuna tutunmayı başardı.

3. çeyrek sonunda 58-37 ile, 10 dakika geç de olsa, gereken farkı yakalamayı başardık. Fakat 21 sayı önde girdiğimiz ve rakibin gardının düştüğü bu son çeyrekte ilk dört dakikada yalnızca 1 sayı üretebildik(Leuchenka'nın serbest atışı). Ve rakibin yaptığı zone karşısında dört dakika boyunca sudan çıkmış balık gibi kalakaldık. Hemen hemen her hücumumuzda 24 saniye süresini bitiren kornayı duyduk. 21 sayı önde olduğumuz bir anda bu kadar yıpranıyorsak eğer skorun başabaş olduğu bir karşılaşmada, Riga'dan çok daha güçlü takımlar ligimizde mevcut iken bu zone karşısında neler yapabileceğimizi görür gibi oluyorum. Görmesek daha iyi sanırım.


Sene başından beri üzerinde defalarca yazıp çizdiğimiz durumları bugün bir kez daha izledik, Riga karşısında. Aynı yanlışların ısrarla yapılması, bu yanlışları ortadan kaldırmak, iyileştirmek adına bir hamlenin gelmiyor oluşu can sıkıcı tabii ki. 16 sayı farkla gelen bir galibiyetin ardından bunları yazdırabiliyor mesela insana, parkede gördüklerimiz ve göremediklerimiz. 4 Kasım'da Riga deplasmanında oynadığımız karşılaşmanın ardından ''Karanlık Gelecek'' başlığını atmıştık. Aradan geçen bir ayda değişen hiçbirşey yok, geleceğimiz halen karanlık.

Bu galibiyet ile birlikte son 16'a kalmayı başardık Euroleague'de. Nasıl bir eşleşme olur şimdiden sıralamayı kestirmek güç ama bizim için hikaye burada sona erecek gibi geliyor bana. Oyuncuların gündelik performanslarına dayalı hücum düzenimizle daha fazlasını bekle(ye)miyorum.

Galatasaray: 71 - Riga: 55

Pasaport sorunu devam eden Katie Douglas Amerikan pasaportu ile oynadığı için sakatlığı geçen Jia Perkins maçı tribünden izleyecek bugün.

Nilay Yiğit'in sakatlığı geçmiş, ilk beş başlamıyor fakat kadroda kendisi. İlk beş gördüğünüz şekilde..

Epiphanny Prince Botaş'da

Bir maçta attığı 113 sayı ile rekoru elinde bulunduran Rutgers Üniversitesi'nin yıldızı Epiphanny Prince maddi sebeplerle kolej kariyerini noktalayacağını açıklamıştı. Yabancı kaynaklarda görmüştüm bu haberi ama açıkçası hiç düşünmemiştim isminin Botaş ile kesişebileceğini. Genç oyuncu, 2010 yılında gireceği Wnba draftları öncesinde bir sezon kadar Avrupa tozu yutmak istedi. Ve bu sezon Botaş forması ile ligimizde izleyeceğiz onu, çok keyifli bir tecrübe olacak bu hem onun için hem de onu yakinen takip etme şansı bulacak bizler için. Mikrofon onda artık..

Eurocup'da Bugün


Eurocup'da iki takımımızın maçı var bugün. Sakatlıklarla boğuşan Beşiktaş Cola Turka Yunanistan deplasmanına gidiyor, grup liderliği için. Akatlar'daki ilk maçı 80-75'lik skorla kazanmayı başarmıştı siyah beyazlılar. Fakat o maçta 20 sayı ile sahanın en skorer ismi olan Nykesha Sales'in bugün yine sahada olamayacak oluşu maça dair en önemli not. Eğer Yunanistan'dan bir galibiyet çıkartabilirse Beşiktaş Cola Turka gerçekten çok iyi iş çıkarmış olurlar bugün.

Bir diğer temsilcimiz Samsun Basketbol ise devam ediyor/etmiyor karmaşası içinde bugün Kıbrıs Rum Kesimi'ne konuk oluyor. Şimdilik sorunu Vera'yı göndererek bulmuş gibiler, Eurocup'ın bitmesini bekler bir ruh hali içerisinde oldukları için çift hanenin altında bir fark olursa bugün şaşıracağım gerçekten.

3 takımın oluşturduğu I grubunda yer alan Botaş'ın ise maçı yok bugün.

F.Bahçe: 86 - Brno: 70


Fenerbahçe D grubundaki sıralaması açısından en kritik maçında deplasmanda mağlup olduğu Brno takımına karşı Caferağa'da oldukça farklı bir galibiyet almayı başardı dün, 86-70'lik skor ile. İlk dakikadan itibaren oyunu domine eden ve 40 dakika boyunca skor üstünlüğünü elinde bulundurarak oynamanın verdiği avantajla sahada yer alan bir Fenerbahçe izledim dün. Son dönemde hem ligimizde hem de Euroleague'de üstüste önemli deplasmanlardan önemli galibiyetler çıkartmıştı Fenerbahçe takımı. Ve dün oynanan karşılaşma da bunlar arasında, Avrupa arenasında, en önemlisiydi bence.

Dünkü galibiyetin ardından grubunda 5 galibiyete ulaşan Fenerbahçe'nin, Caferağa'da iki tane kolay maçı kaldı. Bir de Spartak deplasmanları var fikstürlerinde. 7-3 ile grubu bitirmeleri çok çok muhtemel ki bu oldukça iyi diyebileceğimiz bir sonuç olacak. Sonuçta bu üç mağlubiyetin ikisi de kuvvetle muhtemel Spartak takımına olacak ki, o noktada kıyasa gerek yok.


Dün Brno takımının sürekli olarak maçın içinde olacağını ve yakın geçmesi muhtemel bir karşılaşma olacağını düşünüyordum maç öncesinde. Brno'nun da İstanbul'dan galibiyet çıkartabileceğini de düşünmüyor değildim açıkçası. Ama Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki insanüstü şut yüzdesi karşısında hiçbir takımın durması mümkün değildi dün. İk yirmi dakikada iki sayılık isabet yüzdesi 15-19 idi Fenerbahçe takımında. Buna bir de 13-14'lük serbest atış performansı ekleninde yirmi dakikanın sonunda skorboardda 49-36 Fenerbahçe üstünlüğü gözüküyordu. İkinci yarıda da ilk yirmi dakikada bulduğu bu yüksek şut yüzdesinin sağladığı avantajı oldukça iyi kullanan ve tam altı oyuncusundan çift haneli sayılarda skor katkısı alan Fenerbahçe sahadan 86-70 galip ayrılmayı başardı.


Serbest atış çizgisinden 16-17 ile isabet kaydeden Fenerbahçe %94.1 gibi ulaşılması güç bir yüzde tutturdu Brno karşısında. Kaçan tek serbest atış da Esmeral Tunçluer'in bu arada. Penny Taylor'ın 15 sayısının yanı sıra yaptığı 7 asist ise, Euroleague'deki kariyer rekoru olması açısından dün geceye düşülen notlardı.

Sezona iyi bir giriş yapamasa da, uzun oyuncuların tipik özelliği olarak sonradan form tutmaya başlayan Nevriye Yılmaz ilk yarıda 8-9 saha içi isabeti 2-2 serbest atış ile tam 18 sayı üretmeyi başardı. Fenerbahçe'nin Türkiye Ligi'nde uzun zamandır neden rakipsiz olduğunun en büyük göstergesi aslında bu performans. Nevriye Yılmaz haricinde Fenerbahçe'de ya da diğer takımlarımızda Euroleague arenasında devrede 18 sayı üretebilecek düzeyde bir yerli uzun oyuncumuz var mı ? Cevap tabii ki hayır, bu durumda da Fenerbahçe'nin Türkiye sınırları içerisindeki son dönemdeki mutlak üstünlüğü Nevriye odaklı olarak sürmeye devam edecek. Ne zaman ki Nevriye, Fenerbahçe'den ayrılır o zaman yeniden oturur konuşuruz. Nevriye Yılmaz'lı Fenerbahçe'yi Caferağa'da tek uzunla yenen Cem Akdağ'ın Galatasaray'ını elbirliğiyle yıkıp yerine Okan Çevik & Zafer Kalaycıoğlu ikilisini layık gördüğümüz sürece başka bir çare yok ne yazık ki.


Bu galibiyet ile birlikte Fenerbahçe ilk 8 içerisinde yer almayı garantiledi büyük ölçüde. Ama karşı yakanın yöneticileri de vizyon olarak rakiplerinden daha iyi değiller tabii ki. Tek şansları var, o da oldukça iyi bir kemiklemiş yerli kadronun varlığı ile Türkiye'de kazanılan şampiyonluklar. Türkiye sınırlarında bu en büyük başarı olarak görüldüğü için, herhangi bir takviye durumu da yok görünürde bu kadroya. Zafer Kalaycıoğlu'nun kupa koleksiyoneri olarak lanse edildiği bir basketbol camiasından bahsediyoruz sonuçta, bütün ölçütümüz yerel başarılar. Halbuki şu kadroya yapılacak nokta bir transfer ile devre arasından sonra Final Four'un en büyük adaylarından biridir Fenerabahçe, şanssız bir eşleşme yaşamadığı taktirde.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Galatasaray - TTT Riga


Euroleague'de üstüste alınan üç mağlubiyetin ardından yarın Ahmet Cömert'te TTT Riga takımı ile karşılaşıyoruz. Letonya'daki ilk maç öncesi hakkında yazdıklarımızı buradan ve deplasmanda 66-60 kazandığımız maçın ardından yazdıklarımızı ise şuradan okuyabilirsiniz.

Işıl Alben'in sakatlığının nüksettiği maç olması sebebiyle hafızalarımızda daha derin bir yere sahip olan Riga deplasmanında kazandığımızın maçın ardından yazdığım yazıya ' Karanlık Gelecek' başlığını atmışım. Üstelik ikide iki ile başlayıp, üçte üçün garanti olduğu bir fikstüre sahip olmamıza rağmen. Ne yazık ki geride kalan altı maçta alınan üç galibiyet ve üç mağlubiyetin ötesinde hedef maçlarda ortaya konulan oyunlar can sıkıcı. Oldukça rahat bir galibiyet ile yola devam ederiz yarın ama bir ay önce dediğimiz gibi, gelecek halen karanlık.

8 Aralık 2009 Salı

Kocaeli Nereye?

Yıllar önce bayan basketboluna ilgi gösteren ilk müesseselerden olan Brisa, Kocaeli şehrini temsilen kurduğu Brisaspor ile yıllarca TBBL'de mücadele etti. Böyle güçlü bir sponsoru olan takımın ne yazık ki kapanmasının ardından, 7 seneyi aşkın bir süre sonra Kocaeli şehrine bayan basketbol heyecanını getiren Kocaeli BŞB Kağıtspor oldu. Kocaeli Belediyesi'nin katkı yaptığı 32 spor branşından biri olan takım, kurulduğu sezon olan 2007/08'de bölgesel ligten (BBL) bütün maçlarını kazanarak ikinci lige yükseldi. Geçtiğimiz sezon ise TBB2L'yi de başarıyla tamamlayarak birinci lige çıkma başarısını gösterdi.

Hikayenin buraya kadar olan kısmı çok keyifli ama ne yazık ki TBBL'de bu başarı öyküsü devam etmedi. Sene başında yabancı transferleri ile basketbol basınında yer aldılar. Anlaştıkları oyuncular; Kristi Cirone, Marita Payne, Noteisha Womack ve Brinttany Jackson takıma katkı yapabilecek oyunculardı ama sonrasında malesef bu transferlerden vazgeçildi. İçlerinden B. Jackson'un erkek dergilerine verdiği bazı pozlar can sıktı Kocaeli'nde. Yani basına ilk yansıyan buydu, vazgeçilme sebepleri bu olsa bir ismin böyle bir şey yapması diğer transferleri etkilemesi fikrinin saçmalığı bu tezi zaten çürütüyor. Hali hazırda bir çok benzer varken, bir oyuncunun bikinili poz vermesi kimseyi ilgilendirmez heralde. Geçtiğimiz yıl ve bu sene ligimize gelen bazı yabancı oyuncuların da bu tip fotografları vardı, bu oyuncuları bir çok kez parkede izlememize rağmen hala ahlakımız bozulmadı yani. Neyse ki vazgeçilme sebebi bu değilmiş.

Konumuza dönersek, sene öncesinde hazırlık maçlarında Kocaeli BŞB Kağıtspor lige nazaran daha umut verici bir performans sergiliyordu. Kartal Belediyesi'nin düzenlediği "Magic Cup" turnuvasını ikincilikle tamamladılar. Çankaya Üniversitesi'ni 76-73, Samsun Basket'i 72-52 ile mağlup ettikten sonra final maçında Beşiktaş'a 63-71 yenilerek bu kupayı tamamladılar. Daha kadrolar oturmamışken İstanbul kampında yaptıkları hazırlık maçlarında aldıkları bir Fenerbahçe galibiyeti de var. Galatasaray, Beşiktaş, İstanbul Üniversitesi ve birkez daha karşılaştıkları Fenerbahçe'ye karşı mağlubiyetler aldılar.

Çoğunluğu alt ligden gelen 23,5 yaş ortalamalı kadrolarıyla lige başlayan Körfez ekibi ilk maçların da Mersin BŞB deplasmanındalardı. Bu maçta çok hoş bir jeste imza atarak basının ilgisine nail oldular. Çok büyük bir medeniyet örneği göstererek, Mersin takımını alkışlarla karşıladı Kağıtspor oyuncuları. Maç sonunda Mersin BŞB yine alkışlanan taraf oldu sonuca bakınca. Kocaeli'nin sadece ilk yarıda direnç gösterebildiği maçı 78-58 kazandı güney temsilcisi. Sonraki hafta Ceyhan'ı evinde ağırlayan mavi-beyazlılar bu maçtan da 20 sayılık bir fark (62-82) ile yenildiler. Bu kötü gidişin ardından alt ligden beraber geldikleri İstanbul Üniversitesi maçı onlar için kilit maçlardan biriydi, o maçı da yine farklı bir skor ile 63-44 mağlup kapadılar. Sonrasında sırasıyla Galatasaray(D), Fenerbahçe(E), Panküp(D), Tarsus(E) maçlarında 30'a dayanan farklarla boyun eğdiler rakiplerine. Bize karşı, Abdi İpekçi'de oynadıkları maçı canlı olarak izleme şansı bulmuştuk. Yaptığımız ufak bir tempo maçı kopardı ve maçı seyir açısından keyifsiz bir hale getirdi. Genç kadroları, orta sıralara oynayan takımlara bile direnemezken, İstanbul takımlarına karşı bu direnci beklemek hayalcilik olur heralde.

Alt ligden gelen kadrolarıyla devam ettiklerini söylemiştik, yabancısız sürdürdükleri süre içinde sakatlıklar da rotasyonlarını iyice daralttı. Geçen sezon az da olsa süreler alan Şeyma Kum'un sezonu daha başlamadan kapaması onun adına büyük bir şanssızlık. Kısa süreli bazı sakatlıklarla da ideal kadrolarından uzak kaldığı maçlar oldu.

Takımın yaptığı bu kötü başlangıç göze batıcı oldu. Bizim de ziyadesiyle dikkatimizi çekti ve öğrenmek istedik yabancılarla neden yola başlamadılar, bu seneki hedefleri nedir. Coach Caner Yıllar'a ulaşma şansımız oldu, sağolsun bizi kırmadı dedikleri şöyle: "Belediye ve takımın spora bakış açısı amatörleri desteklemek. Ekonomik tedbirlerde göz önüne alındığında bu sezon Türk oyuncularla devam edeceğiz, yabancı transferi yapmayacağız. Bu sezonki hedefimiz; Türk sporcularımızla en iyi mücadeleyi göstermek ve onların basketbollarını geliştirip, bir adım daha atlamalarını sağlamak olacak. Takım olarak da göze hoş gelen, maçın sonuna kadar basketbolun doğrularını uygulamaya çalışan bir ekip olmaya gayret göstereceğiz."

Belediye takımları daha çok bütçe ayırsa da Fenerbahçe ve Galatasaray'ın ayırdığı bütçelerle başa çıkması zor. Bayan basketboluna yatırımı az olsa da yapması güzel Kocaeli Belediyesi'nin keşke daha iyi bütçelerle, daha yüksek hedeflere sahip bir takım kurabilselerdi. Coachun dediği oyuncu yetiştirme misyonu da, birilerinin üstlenmesi gereken bir rol. Büyük takımlar Wnba yıldızları getirip, Milli takıma yükselen her yerli için mücadele ederken kendi alt yapılarından gelen gençlerini unutuyorlar ne yazık ki.

Takıma bu sene katılan Tuğçe İnöntepe ve takımının en efektif oyuncusu konumundaki Ceyda Kozluca ilk etapta isimlerinin altı çizilen gençler. Geçen yedi maç sonunda galibiyetleri olmasa da henüz kaybedilmiş bir şey yok. Şehrin de sahip çıkması ile bu takım daha iyi yerlere gelebilir. Sene sonunda yaşanacak en kötü durumda dahi birkaç genç oyuncusu TBBL'de kalacak gibi gözüküyor. Bu da basketbola hizmet olarak nitelendirelebilir. Bizim onlardan beklentimiz ise daha da iyisi. Hem sene sonunda sıralamadaki yerleri hem de oyuncuların gelişimi yolunda Caner Hoca ve takımına başarılar diliyoruz.

Kıran Kırana

Pazar günü Mersin'de oynanan Mersin BŞB - Beşiktaş Cola Turka karşılaşmasından, Sandra Mandir ve Tuğba Talaşlıoğlu arasındaki top kapma mücadelesi.

İstanbul Üni.: 102 - Botaş: 84


Bayan basketbolunun temel taşlarından fakat ligin bu sezonki yeni yüzlerinden İstanbul Üniversitesi, evinde oynadığı 7. hafta karşılaşmasında Botaş'ı 102-84 gibi oldukça farklı bir skorla mağlup etmeyi başardı bu haftasonu. Eurocup'da haftaiçinde Adana'da aldığı galibiyet ile morallenen Botaş takımının yeni transferi Epiphanny Prince'in da ayağının tozuyla Botaş forması giydiği karşılaşmada, ev sahibi takım baştan sona üstün bir oyunla karşılaşmayı kazanmayı başardı. Bu galibiyetle birlikte oynadığı yedinci karşılaşmadan dördüncü galibiyetini çıkarmış oldu İstanbul Üniversitesi. Bu üç mağlubiyetin ikisinin Galatasaray ve Fenerbahçe'ye karşı olduğunu düşünürsek beş karşılaşmada alınan dört galibiyetleri var, muazzam bir başlangıç onlar adına. Ligin ilk haftasında Ceyhan deplasmanında aldıkları mağlubiyet de uzatmalar sonunda gelen bir mağlubiyetti ki onu da pas geçmeyelim, önemli bir direnç göstermişlerdi o maçta. Henüz ligdeki ilk karşılaşmaları olmasına karşın. O maçtan sonra oluşan 105-99'luk yüksek skorun ardından tempoyu belirleyen takımın kim olduğunu zaman gösterecek demiştim, geride kalan altı karşılaşmada gördük ki bu takım İstanbul Üniversitesi. Botaş karşısında da özellikle yabancı oyuncularının yüksek yüzdeyle ürettiği totalde 85 sayı ile rahat bir galibiyet alırken, 100 barajını da geçmiş oldular bu sezon ilk kez. Doneeka Hodges'in 4-5 ikilik, 5-6 üçlük, 7-7 serbest atış performansı ile ürettiği 30 sayının yanı sıra 5 asisti, 4 ribaundu oldukça değerli. Takım arkadaşı Maurice Penn'in 12-17 saha içi isabeti ile ürettiği 30 sayı, 8 ribaund 4 asist de bir o kadar kıymetli tabii ki. Haftanın en değerli performansları diyebiliriz bunlara, ayrım yapamadım ben açıkçası.

İki oyuncudan yenilen 60 sayı ise Botaş savunmasının sahada olmadığını gösteriyor bizlere. Deplasmanda 84 sayı atıp da 18 sayı fark yiyorsanız eğer saha içine bakmadan önce konuşulması gereken bir takım acil sorunlar var demektir bence. Kadrolarının yeterliliği Avrupa'ya uygun mu tartışmasının rahatlıkla yapılabileceği iki takımımızın, Botaş'ın ve Samsun Basketbol'un, bu iki arenadaki mücadeleyi birlikte sürdürürken ligdeki düşüşleri ayrı bir yazı konusu olacak bize ilerleyen günlerde. Bu mağlubiyetle birlikte geride kalan yedi karşılaşmada yalnızca bir galibiyetle yoluna devam ediyor Botaş takımı. Bu tek galibiyetin Adana'da alınan Samsun Basketbol galibiyeti olması da bu yazı öncesi ince bir detay.

7 Aralık 2009 Pazartesi

EuroLeague'e Bakış

3-4 Aralık'ta oynanan maçlarla Euroleague'de yolun yarısını bir adım geçtik. Avrupa'nın bu en üst liginde şimdiye kadar neler olmuş bir özetini çıkaralım geçmiş haftaların.

Grup A:
Bizim de içinde bulunduğumuz bu grupta takımların belirlendiği günden beri kaba taslak bakıldığında, herkesin yeri belli gibiydi. Gerçekçi konuşmak gerekirse grupta iki mücadele var; Ros Casares ile Ekaterinburg arasında birincilik, biz ile Taranto arasında üçüncülük sırası için yarışma oluyor beklenildiği gibi. Geride bıraktığımız maçlar sonucunda sürpriz sayabileceğimiz tek sonuç Taranto'nun evinde aldığı Ros Casares galibiyeti oldu. En dikkat çekici skor ise kuşkusuz, Ros Casares'in TTT Riga'yı 118-38 ile paramparça ettiği maç. Teo Vilnius ile TTT Riga sağolsun grupta averajları uçurdular. Tüm gruplar içinde sayı farklarına bakıldığında Ros Casares ile UMMC Ekaterinburg'un ilk iki sırayı paylaştığını görüyoruz.
  1. Ros Casares 5/1
  2. Ekaterinburg 5/1
  3. C.B. Taranto 4/2
  4. Galatasaray 3/3
  5. TTT Riga 1/5
  6. Teo Vilnius 0/6

Grup B:

Bu grubun favorisi geçen seneki Euroleague Final-Four'unun ikincisi ve ev sahibi Halcon Avenida'ydı. Fakat işler kağıt üstündeki gibi olmadı Wisla Can-Pack 6 maçlık galibiyet serisine hem evinde hem de İspanya'da Halcon galibiyeti sıkıştırınca şu anda grup liderliğinin keyfini sürüyor. Wisla Can-Pack bu sene, kendi tarihlerinin Euroleague'deki en başarılı sezonunu geçiriyor, tarihlerinde bir sezonda aldıkları en yüksek galibiyet sayısı yediyken, bu sezon ilk altı maçta altı galibiyet aldılar. Halcon açısından bakarsak, Wisla'nın darbesi haricinde bir sorun yok. Deplasmanda Beretta-Famila'yı yenmeyi başardılar, diğer maçlarda sorun yaşamaları zor bir ihtimal zaten. Galatasaray gibi Beretta-Famila da EuroCup kazanıp bu lige gelen ekiplerden. Geçen sene Euroleague'deki çaylak sezonlarına göre daha iyi gözüküyorlar şimdilik. Grubun dördüncü sırası için Macar takımı MiZo Pécs 2010, deplasmanda galibiyetler aldığı Gospic Croatia ve ESB Lille Metropole'ye karşı bir adım önde.
  1. Wisla Can-Pack 6/0
  2. Halcon Avenida 4/2
  3. Baretta-Famila 4/2
  4. MiZo Pécs 2010 2/4
  5. Gospic Croatia 1/5
  6. ESB Lille M. 1/5

Grup C:

Rivas'ın ihtilali var burada. Oynadığı bir sezonla unutulmazlarımızdan olan Petra Ujhelyi'li kadrosuyla, İspanyollar 6/0 yaptılar ve grubun tepesindeler. MKB Euroleasing ve Bourges Basket şaşırtıcı performanslar sergiliyorlar. Grubun tepesinde onları görmeyi beklerken, USK Prag ile Good Angels'in gerisindeler şu anki tabloda. Kalan dört maçın üçünü içerde oynayacak Bourges daha avantajlı gibi gözüküyor ama iç saha maçlarının birinin Rivas, oynayacağı tek dış saha maçının da MKB Euroleasing karşısında olacağını söyleyeyim. C Grubu tam tabiriyle "kaynar kazan", geçen sene Final-Four başarısı gösteren MKB Euroleasing ve "Euroleague" adını aldıktan sonra Kupa 1'i, en çok kazanan iki ekipten biri olan Fransızlar gruptan çıkamama tehlikesi ile yüz yüze. Gruptaki en rahat takım KSSSE AZS-PWSZ Gorzow, harikulade isimleriyle grubun son sırasında yer alıyorlar çok şükür ki. Tur atlarlar filan o isimle uğraşılmaz. Tek galibiyetlerini dikkat çekici bir skor (49-39) ile Bourges karşısında aldılar. Sadece 49 sayı atabildiğin maçı 10 sayı ile kazanmak güzel bir duygu olmalı.
  1. Rivas Ecopolis 6/0
  2. USK Prague 4/2
  3. Good Angels 3/3
  4. Bourges Bas. 2/4
  5. MKB Eurole. 2/4
  6. PWSZ Gorzow 1/5

Grup D:

Fenerbahçe'nin grubunda, Spartak Moskova ilk göze batan takım, son dört yıldır içinde bulundukları tüm Avrupa Kupalarında olduğu gibi. Büyük ihtimalle yine finalde tamamlanacak yürüyüşlerinde ilk adımı da sağlam attı Ruslar. Şu ana kadar oynadıkları 5 maçı da kazandılar. Onlara diyecek sözümüz yok zaten, bir alt basamağa baktığımızda Fenerbahçe'yi görüyoruz. Sarı-Lacivertliler ilk üç maç sonunda 2 mağlubiyet almalarına karşın, sonrasında kazandığı peş peşe 3 maç ile grupta ikinciler. Brno da Fenerbahçe ile aynı galibiyet-mağlubiyet sayılarına sahip. Caferağa'da oynanacak Brno maçı F.Bahçe adına ikincilik için en önemli maç olacak. İkincilik sırası için bu maç haricinde baktığımızda, kalan dört maçın üçünün içerde olması Fener'in, Spartak ile maçlarını tamamlamış olmaları Brno'nun avantajı. Dördüncülük sırası için Lotos en ciddi aday. Yıllardır bu ligte mücadele ediyorlar, son yıllarda EuroCup'ta bile ağırlığını hissettiremeyen Tarbes GB ile Szeviép karşısında üst tur için avantaj Lotos'ta.
  1. Spartak Moskova 5/0
  2. Fenerbahçe 4/2
  3. Frisco Sika Brno 4/2
  4. Lotos Gdynia 2/4
  5. Tarbes GB 1/5
  6. Szeviép Szeged 1/4

Altıncı maçlar sonunda Spartak'ın bir maç eksiğini de göz önüne alırsak, genel tablo böyle şekillendi:
  1. Rivas Ecopolis 6/0
  2. Wisla Can-Pack 6/0
  3. Ros Casares 5/1
  4. Ekaterinburg 5/1
  5. Spartak Moskova 5/0
  6. Halcon Avenida 4/2
  7. USK Prague 4/2
  8. C.B. Taranto 4/2
  9. Baretta-Famila 4/2
  10. Fenerbahçe 4/2
  11. Frisco Sika Brno 4/2
  12. Galatasaray 3/3
  13. Good Angels 3/3
  14. MiZo Pécs 2010 2/4
  15. Bourges Bas. 2/4
  16. Lotos Gdynia 2/4