BIY AD

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Buradayız !


'Asıl Düşmek Buymuş'
başlıklı postu yazarken Aras, bloga uzunca bir süre birşeyler yazmamayı düşünüyorduk, zaman aralığı olarak da Zafer Kalaycıoğlu'nun takımın başından ayrılma tarihini işaretleyecektik takvimimizde. O posttan bu yana 10 gün geçmiş yaklaşık olarak, bu arada etraflıca konuşma şansımız oldu bu konuyu. Devam edelim mi bırakalım mı diye tartışırken kendi içimizde cevaplarımız hep çok netti ama birşeyler eksik kalıyordu hep bu cevaplarda, birileri geldi diye, birilerini istemiyoruz diye o formanın hakkını ciddi anlamda verenleri yalnız bırakmamaya karar verdik sonuç olarak. Verdiğimiz bu kadar doğru mudur yanlış mıdır bilemiyoruz, bunu zaman gösterecek.

İkinci lige düşerken bu takım, üstelik kulübün kuruluşunun 100.yılında çok üzülmüştük hepimiz ama bir an olsun bile aklımızdan bırakıp gitmek geçmemişti. Şimdi biz bunu etraflıca oturup düşünüyorsak kendi aramızda, şubeyi yönettiğini zannedenler de oturup düşünmemeliler nerede hata yaptıklarını. Çünkü biliyoruz ki yalnız değiliz, bizim gibi düşünen çok kişi var.

Bu takım maç kazandı hep beraber sevindik tribünde, maç kaybetti onlarla üzüldük, çıktılar soyunma odasından onlarla gözyaşı döktük zira başarı ana kriterimiz değildi ki zerre kadar umrumuzda değildi, bu takım bizimdi. Ötesi var mı ? Peki geçen sezon üçlüklerini Şaziye'nin yolladığı takım kimindi? Şimdi benchde Zafer Kalaycıoğlu'nun durduğu, oyunu Nilay Yiğit'in kurduğu takımın benim olduğunu söyleyemem ben. Aidiyet duygumuzu paramparça ettiler el birliği ile.

Planlı, programlı şekilde takımı sabote edenlere inat, şubeyi bitirmeye çalışan yönetici ve menajerlerimize inat, attığı sayılar yaptığı asistler için onu sevdiğimizi zannettikleri 10 numara bir kızın 10 numara hikayesini anlayamayanlara ve anlayamayacak olanlara inat, bırakmıyoruz.

Buradayız !


11 yorum:

halk dedi ki...

ismet özel güzel diyor:

''TOPARLANIN, GİTMİYORUZ!''

STOP.

mischa dedi ki...

Bunu nasıl düşündünüz zaten anlamadım. Tamamı Fenerbahçeli olsa nolacak? O formada GS amblemi yok mu? Takımın adı GALATASARAY değil mi? Neyi bırakıp gidecektik ki şimdi bırakmıyoruz demişsiniz anlayamadım???

dejavu dedi ki...

@mischa;

'Şimdi benchde Zafer Kalaycıoğlu'nun durduğu, oyunu Nilay Yiğit'in kurduğu takımın benim olduğunu söyleyemem ben. '

Çok net değil mi ?

mischa dedi ki...

Kusura bakma,net değil bence. Şu güne kadar her yazınızı takip ediyorum. Hep çok güzel yazdınız, bilgi verdiniz, hatta en önemlisi çok da önem verilmeyen bir branşın üzerinde durmanız. Ben de sizi ve bayan takımı yakından takip ediyorum. Tüm yazdıklarınızda da paralel şeyler düşündüm ama bunda değil.

Takımı sahiplenmeyi oyuncuya göre mi karar vereceğiz? Göğsünde GS amblemi olması demek ki sizler için "bu takım benim takımım" demek için yeterli bir sebep değil. Bu cümleden bunu anlıyorum. Yanlış mıyım?

Bu cümleye dikkat etmemiştim. Şu an daha çok hayal kırıklığına uğradım açıkçası...

dejavu dedi ki...

Mischa;

Blogun takipçisi olduğunu biliyorum, elbette her konuda aynı düşüncelere sahip olacağız diye bir durum yok, bu da bunlardan biri sadece. Kaldı ki bu blogda yazan üç kişi var benimle birlikte, üçümüzün de bu konudaki görüşleri birbirinden ayrı olabilir, onlar da gelince yazarlar ayrı ayrı düşüncelerini.

gsbasket.org anasayfasında bir tepki gösterdi mesela bu transferlere, atıyorum oraya üye olan 500 kişinin ortak görüşü değil ki bu, bizimki de o hesap yani. Bundan altı ay sonra birileri tepki gösterirken, ben içim rahat şekilde açıp okuyacağım bu sayfaları.

Işıl'lı, Tuğba'lı, Fenerbahçe'den gelmesine rağmen Esra Şencebe'li takım benim takımımdı, aidiyet duygusuna sahip olduğum takımdı. Yani aidiyeti sağlaması Fenerbahçe'den gelip gelmemesine bağlı değil kesinlikle ama birileri planlı - programlı şekilde bunu yapıyorsa, bi yerde dur demek gerekiyor.

Yoksa takım da bizim arma da bizim, orda bir problem yok. Şimdi ses çıkarmazsak ama, ki bana göre zaten geç kalındı da neyse, Nevriye Yılmaz ve Pondexter'in giydiği formanın arması da bizim armamız olucak.

baggio dedi ki...

@ mischa

Geçmişini bilmeyen geleceğini inşa edemez der edebalı... Geçen sene başımızdan geçen bir Şaziye örneği var değil mi, Işıl'ın sakatlandığı febe maçında Şaziye gibi bi şutörün gözü kapalı atacağı en az 7 boş şutu kaçıran Şaziye.. Şampiyonluğu kaçırdığımız maçtaki Şaziye'yi göz önüne getirirsen tepkimizin ne derece doğru olduğunu görürsün..

Biz demiyoruzki bırakın takımı, desteklemeyin.. ama göz göre göre başarısızlığa gitmekte olduğu için , hele de bu febeli oyuncu ve koç sayesinde olacakken , içimiz rahet etmediği için yazıyoruz bunları..

Bayan baskette 3 sene öncesine kadar sitelerde gazetelerde maç sonuçları bile gezmezdi bırak analizi şuyu buyu.. Ama özellikle Işıl gibi bir fenomen sayesinde bu kadar sevilen bir takımı bu kadar hançerlemeye bizim yöneticilerimizin hakkı yok.. Biz Galatasaray'lıyız, fb'den oyuncu/koç almam denilip alınmasını hazmedemiyoruz.. Midesiz olsak bu da bizim deriz kabul ederiz (bkz.topuz) ama bizim farkımız buradan geliyor..

Diyeceğim o dur ki, biz yine salona koşacağız, desteğe devam edeceğiz ama hep bi yanımız kırık olacak takıma, bizim gururlu 2.liğimizi anlamadılar, anlayamadılar..

mischa dedi ki...

Tekrar selam,
Biliyorum burada 3 kişi olduğunuzu. Ben kişi eleştirmesi veya sizinle tartışmaya girmeye çalışmıyorum asla. En başta yaptığınız işi çok beğeniyorum. Ben bu son yazıdaki düşünceye eleştiride bulunuyorum. Ama demek istediğimi anlatamadım sanırım.

"Devam edelim mi bırakalım mı diye tartışırken kendi içimizde cevaplarımız hep çok netti ama birşeyler eksik kalıyordu hep bu cevaplarda, birileri geldi diye, birilerini istemiyoruz diye o formanın hakkını ciddi anlamda verenleri yalnız bırakmamaya karar verdik sonuç olarak. Verdiğimiz bu kadar doğru mudur yanlış mıdır bilemiyoruz, bunu zaman gösterecek." diye birşeyler yazılmış. Nasıl düşünebilirsiniz devam edip etmemeyi? Veya desteğe devam etme gibi bir konuyu nasıl sorgularsınız onu anlamadım. Tamam istemiyoruz hocayı, Şaziye'yi, Nilay'ı. Ama hepsi Fb'den gelse ne yazar? O takımın adı Galatasaray. Devam edip etmeme gibi birşey düşünülmesi bana çok yanlış geldi.

Üstteki yazılarda sebeplerden bahsetmişsiniz. İkinizin de yazdıkları zaten tamamen benim düşüncelerimi yansıtıyor. Ayrıca tepki konusunda da en kralının yapılmasından yanayım. Tek başıma olsa da orada tepki vereceğim. Yani sizin hazmedemeklerinizi ben de hazmedemiyorum. Baştan beri istemiyorum Fb'den oyuncu gelmesini.(Nilay haberini de sene içinde bu blogtan öğrenmiştim). Ama ne yaşanırsa yaşansınyaşanırken, "ben desteklememeli miyim acaba" diye düşünülmemeli.

baggio dedi ki...

Mischa,

Bizim bloga devam edip etmememizle, Galatasaray'a desteğimizi çekmemiz arasında inan bana hiç bir paralellik yok.. Aydın Örs'e yapılan haksızlık sonrası fenerbasket.com'un çekilmesi, onların daha salona gelmeyeceğini mi gösteriyor.. Senin de dediğin gibi tepki şarttır ve blogu kapatmak da bir tepki olabilirdi, ama blogu kapatmak üçümüzün Galatasaray sevgisini de hiç bir şekilde değiştirmezdi.. Biz tepkiyi devam ederek koymaya karar verdik ve inan bana bu takım Eurolig'i de alsa bu zihniyet değişmedikçe tepkimiz devam edecek..

Ya sen yanlış anladın, ya biz yanlış anlattık niyetimizi ama artık birbirimizi anladığımızı düşünüyorum..

Bu takımdan desteği çekmek aklımızın ucundan dahi geçmedi, blogu durdurmaktaki amacımızı yukarıda açıkladım.. Bu tepkiyi vermeyi bu klubun temellerini atan ve değerlerini oluşturan insanlara borcumuz olarak görüyoruz..Saygılar..

mischa dedi ki...

Baggio,

Kimsenin GS'lılığını sorgulamam, amatör şubeye destek verenleri hiç sorgulamam.

İlk gördüğümde "Gerçekten bayan baskete de önem veren birileri varmış" diye inanılmaz sevindiğim blogunuzu kapatmayı hiçbir zaman düşünmeyin bile. Bu blog bile GS bayan baskete büyük bir destektir, öğrenilmesi ve ilginin başka çevrelere yayılması sağlıyor. GS taraftarını birçok konuda eleştirmişimdir, bence özellikle de amatör branşlara hiçbir zaman yeterince destek verilmiyor. Hazır böyle bir rüzgar yakalamışken, desteği arttırarak devam edelim. Destek arttırırken körükörüne değil, bilinçli taraftarlar olarak "seviyeli" tepkimizi de sonuna kadar verelim. Yapabileceğimiz de şimdilik ancak bu kadar olabilir zaten. Tekrar görüşmek üzere.

Herkese selamlar...

Sarp dedi ki...

Ben blogu yazan arkadaşların ifade etmek istediklerinin neden tam anlaşılamadığını, onlarla paralel düşüncelere sahip olduğumdan çok iyi biliyorum.

Sahada Galatasaray varsa desteklemek lazım. Elbette, peki iki yıl önceki aidiyet duygusu kalmayınca insanlardan aynı şekilde desteklerini beklemek ne kadar gerçekçi.

Kendi adıma konuşursam, şampiyonlukalra asla değişmeyeceğim 2007-2008 sezonunda ilk iç saha maçımızı hala çok iyi hatırlıyorum. Tribünde 60-70 kişi, sahada daha oturmamış, tam sahadan baskı yapan, tempo arttırmaya çalışan bir takım.

Her neyse, erkek maçlarına da kadın maçlarına gitmeye devam ederken, farkında olmadan kadın takımının maçlarını daha hevesli beklediğimin farkına varıyorum. Zaman içinde, ilk maçtaki anlattığım halinin üstüne koyup rakiplerine ilk çeyrekte darbeyi vurup geçen, fark atan bir takımın maçlarını böylesine önemli hale getiren neydi peki?

Mücadeleydi, 40 farka giden Ceyhan maçında Petra'nın Esra'nın maç çoktan kopmuşken bir topu kazanmak için yerden yere atlamasıydı, Işıl'dı,Vj'di Sophia'ydı, takımı izlerken altyapı takımlarımızı izlediğimde aldığım keyfi almamdı; ama takımın aldığı galibiyetler değildi asla. Belki sayıca azdık,100 kişiyi geçmezdik; ama o takımı salondan takip eden herkes de benimle hemifikirdir diye tahmin ediyorum. Şimdi, kenarda Kalaycıoğlu dururken ben o takıma karşı bu bahsettiğim aidiyeti nasıl hissedeyim?

@sarayınsultanları ekibi,

Öncelikle, bırakmamakla çok iyi yapmışsınız. İnternette birçok Galatasaray forumuna baktığımızda ZK'nın şu kadar kupası var vs. gibi argümanlarla savunulduğunu görüyoruz içi boş bir şekilde. Hatta, geçen yıl şöyle Gslı böyle GSlı diyenler oluyordu, kendilerine antu'ya 2006da verdiği röportajı okumalarını tavsiye ediyorum.

Böyle bir ortamda bu yanlışlıklara karşı hepimizin bir şekilde tepki vermesi lazım. Bu blogda bunun için öenmli bir araç.

dejavu dedi ki...

Hislerime tercüman olmuşsun Sarp, teşekkürler..