BIY AD

8 Nisan 2009 Çarşamba

3x4


Yarın büyük gün. .

Geçen perşembeden bu yana aklımızın büyük bir tarafı hep burada, muhabbetlerimiz dönüp dolaşıp buraya çıkıyor. Hayal ettiğimiz yerdeyiz, evimizdeyiz ve final maçına çıkıyoruz. Ötesi yok..

Deplasmandaki maçtan önce İtalyan takımı hakkında çok şey yazıp çizmiştik. Karşımıza nasıl bir takım çıkacağını, nasıl oynayacağını biliyorduk, beklediklerimizin parkedeki yansımalarını görmek de gayet keyifliydi her ne kadar sonuçtan pek mutlu olmasak da. Şimdi daha da iyi tanıyoruz, gücümüzün ve güçlerinin iyice farkına vardık. İyi oynadıkları noktaları, aksadıkları noktaları daha iyi analiz etme şansımız oldu hep beraber.

İlk dikkati çeken nokta oyun disiplininden hiç kopmadan oynamaları. 8 sayı geride girdikleri devreden sonra da 4 sayı geride girdikleri üçüncü çeyrek sonunda da ve 8 sayı öne fırladıkları dönemde de gayet sakin ve bilinçli oynayan bir takım. Tabii bunu başarabildiklerine göre isimlerden ziyade sistemin öne çıktığı bir takım olduğunu söylersek yanlış olmaz sanırım. Tecrübeli olmaları da bu noktada onlara avantaj sağladı İtalya'da.

Bir diğer önemli nokta da pota altını kullanmak isteyişleri. Her topu boyalı bölgeden oynamaya çalışıyorlar ve bu durum onlara büyük avantaj sağlıyor. İlk maç öncesi dediğim gibi Avrupa kıtası dışından sadece 2 oyuncu oynatabilme durumu bizim adımıza büyük dezavantaj zira Kara Braxton dışarıda kalıyor bu durumda ve İtalyan takımına karşı en zorlanacağımız noktada elimizi zayıflatıyor bu durum. İlk maçta Yasemin'in faul problemine girmesi, aynı şekilde Kress'in de verim vermemesi Young'ı dinlendiremememize sebep oldu ve dolayısıyla ondan istediğimiz katkıyı alamadık.

Young demişken, atlamamamız gereken bir diğer nokta da onun pozisyon tercihleri. Bilmiyorum kenardan mı bu şekilde oynaması söyleniyor yoksa kendi mi bunu insiyatif alıp yapıyor ama boyalı bölgede sırtı dönük oynaması bize faydadan çok zarar verdi ilk maçta. Hem kendisinden size olarak üstün oyuncular karşısında bu oyunu ile yıpranıyor hem de hücumda istediğimiz verimi veremiyor bu oyun anlayışı ile. Geçen sene izlediğimiz Sophia-Işıl ikili oyunları - ki bunu bu sene de nadiren yapıyoruz bunu- ya da boyalı bölgeden ziyade orta mesafe şutları bizim daha çok işimize yarayacaktır yarın ve sezonun geri kalanında. Bence en kritik noktalardan biri burası zira Young'ı dışarıya doğru aldığımızda savunmanın da dengesini bozmuş olucaz ve bundan yararlanabilecek,penetre yapabilecek oyuncularımız var Esra gibi Augustus gibi.

Dynamo Kursk maçındaki insanüstü performansından sonra takımın Augustus'un eline bakmasını bekliyordum açıkcası ama bu kadarı beni bile şaşırttı. Zira birilerinin öne çıkması için elinden geleni yaptı Augustus, top almadı savunmacını çekti köşeye ama kimse ben de buradayım diyemedi. İkinci çeyrekte Esra Şencebe biraz kıpırdandı ama o da uzun sürmedi ve yine ''three down'' oyunumuza döndük. Özellikle Işıl'ın kenarda olduğu ve direksiyonun Tuğba'da olduğu anlarda fazlasıyla oynadık bu oyunu. Buradan sayı çıkartabiliyoruz belki ama olay o değil çünkü iki hücum sonra yeniden kitleniyor hücumumuz, bunu bu kadar sıklıkla kullanmamız pek mantıklı gelmiyor bana daha etkili hücum silahlarımız varken.

İlk maçta Işıl'ın ayağındaki sakatlık epey canını yakıyordu bunu görebildik sahada ve bu nedenle biraz da fazla durdu kenarda. Onun yokluğunda Tuğba ile top çıkartırken epey zorlandık ama yarın Işıl'ın daha sağlıklı oynayacağını düşünürsek bunun gerçekleşme ihtimalinin daha az olduğunu söyleyebiliriz.
Evindeki maçlarda 75+'lara çok rahat çıkan bir takım İtalyan ekibi ve biz onları 40 dakikada 67 sayıda tutmayı başardık. Ki bunun içinde son saniyede yediğimiz, çemberin yardımı ile giren toplar da var. Hepsinden de önce bizim önde olduğumuz ve kontrolü elimizde tuttuğumuz anlardan sonra son 15 dakikada oynadığımız berbat oyunun etkisi ile 67'i görebildiler, o anlarda kenardan gerekli desteği görüp ayakta kalabilseydik 60'ı görebilmeleri çok çok zordu. Dolu bir salonda, Avrupa Kupası finalinde yapılan bu savunma gerçekten çok çok iyiydi son on beş dakikayı çıkartarak konuşuyorum tabii ki. Yarın taraftar desteği arkamızda olucak ama mühim olan nokta futbol taraftarlığı gibi 40 dakika bağırmak değil, oyunun her an içinde olabilmek. Bunu başardığımız takdirde gerçekten çok büyük bir artı güç olucak dolu salon bizim için.

Pota altındaki mücadelede kritik isimler Batkovic ve Godin olacak. Batkovic'in en etkili oyuncuları olduğunu hepimiz biliyoruz artık ve gerçekten durdurulması zor bir oyuncu. Yarın onun her şutunda savunmacısı ile beraber ellerimiz kalktığında, oluşturduğumuz ambiyansla onu yavaşlatabiliriz. Durdururuz diyemiyorum zira bu imkansıza yakın, yavaşlaması yeterli olacaktır bizim için.

Maçın kırılma noktası ise yerli oyuncularımızın göstereceği performans olacak. Esra, Işıl,Tuğba ve büyük bir mücadelenin yaşanacağı pota altından Yasemin'in vereceği katkı bizim için çok çok mühim. Bunu başardığımız takdirde, buradan alacağımız katkı ile orantılı olarak da kupaya yaklaşıp, uzaklaşacağız buna eminim. Türk'ün İtalyanla İmtihanı başlıklı bir çok güzel bir yazı yazmıştı Aras, ilk maçta İtalyanlar'ın karşısında acı bir şekilde üçüncü kez aynı hataya düşmemizi izledik hep beraber. Tek bir oyuncuya odaklanıp, hadi bakalım bize kupayı kazandır diyerek kimse birşey kazanamamıştır bugüne kadar, kazanamaz da zaten imkansız bu. Türk oyunculardan gerekli yardım geldiğinde, Augustus da bu takımın lideri olarak öne çıkıp öldürücü darbeyi vuracaktır. O da bunu istiyor, bunu bekliyor zaten.

Dün yapılan basın toplantısında kilit açıklama Augustus'dan geldi, kulak verelim bu sese bakalım ne diyor Seimone: ''..Stres altında olmaktansa organizasyondan keyif alalım, o zaman kupayı kazanabiliriz. ''

12 sayılık avantaj iyi bir avantaj, sonuna kadar kullanacaktır bunu İtalyan takımı ki bu kalibrede bir takım olduklarını gördük ilk maçta. Ama çok da büyütülecek bir fark değil zira deplasmanda maç kazanıcaz diye gaza gelmeyip sakin kalabilseydik ve 24 saniyeyi topu potaya atamadan dahi doldurabilseydik şu anda 6-7 sayılık bir fark oluşması çok çok muhtemeldi. İşte zamanla yerleşicek olgular bunlar zira her sene Avrupa'da final oynamıyor bu takım en az bizler kadar heyecanlı oldukları kesin.

Dynamo Kursk maçında olduğu gibi kötü başlarsak eğer maça geri dönüşümüz o kadar kolay olmayabilir, hem dolu salonun vereceği baskı hem de İtalyanlar'ın daha tecrübeli oluşu oldukça zorlar bizi bu noktada. O nedenle iyi bir giriş yapıp, hemen farkı yakalamaya çalışmaktansa usul usul yaklaşmak yarın ana stratejimiz olmalı ki Okan Çevik'in de bu şekilde bir planı olduğu basın toplantısında alt metin olarak anlaşılanlar arasındaydı.

Çeyrek başı üç farka ihtiyacımız var ve bunu yapabilecek kapasitede bir takım olduğumuzu gösterdik geçen hafta. Tabii onlar da maça geçen haftaki gibi kötü başlamayacaklardır ama biz de bir daha o berbat 15 dakikadaki kadar kötü olmayız, çok çok düşük bunun gerçekleşme olasılığı. Hesap çok açık 3x4, devreye 5-8 aralığında bir farkla girildikten sonra artan tribün desteği ve baskı ile iyi oynayacağımız 2-3 dakika bizi kupaya ulaştıracaktır. Benim kupaya ulaşma yol haritam budur.

Teker teker geçelim dedik turları, teker teker geçti Sarayın Sultanları.

Artık olmak istediğimiz yerdeyiz ve kupaya da bir adım uzaklıktayız. Biletler bitti bitiyor, bir ucundan biz tuttuk taraftar olarak, sıra Sarayın Sultanları'nda.

''Galatasaray forması ile Avrupa'da final oynamak büyük gurur.'' dedi dün Bandera basın toplantısında, olur da alamazsak kupayı yaşattıkları güzel duygular için, emekleri için sonuna kadar alkışlamak gerekiyor bu yürekli Sultanlar'ı.

1 yorum:

serdar dedi ki...

bir Beşiktaşlı olarak sadece şunu diyebilrim ki:

UMARIM KUPAYI ALIRIZ


bu akşam hepimiz CİMBOMLUYUZ