BIY AD

25 Ekim 2010 Pazartesi

Işıl'ı Anlamak Işıl'ı Anlatmak


Işıl hazır değil, Işıl iyi değil, Işıl sakat, Işıl bitik, Işıl sezonu götüremez, Işıl'la olmaz...
Neler duyduk 5 günde onun hakkında, eleştiri konusunda hep olduğu gibi kantarın topuzunu kaçırmaya meraklılar Işıl'ı da pas geçmediler fırsatını bulunca. Sakatlığının en ciddi dönemlerinde "Galatasaray'dan ne gelirse kabulümdür" diyen kıza, kötü oynadığı bir maç sonrasında bile tahammül edememek çok haince.


Evet, şu anda Işıl Alben iyi değil. Fenerbahçe ve Alanya maçlarında gözü ile beyni arasında irtibat olan herkes bunu fark etmiştir zaten. Uzunca bir süre basketboldan uzak kalmış olabilir ama Işıl artık sakat değil, üzerinde bir ürkeklik ve mental bazı sorunlar olabilir ama fiziki bir problemi kalmadığını biliyoruz. Ben de Işıl'ı sahada en iyi haliyle görmek istiyorum. Çünkü Işıl, artık sadece basketbolcu Işıl değil; bir marka Işıl Alben'dir. Işıl için yazılan her satır yürekten koptuğu için onun kim olduğunu bir kez daha yazmaktan mutluluk duyacağım:

Işıl bir basketbol ikonudur; Kadın basketbolunun ülkede hiç ulaşamadığı üne birey olarak kavuşmuştur. Galatasaray formasıyla hiç bir kupa kazanmadan, Türkiye'nin en çok izlenen şov programlarına konuk olabilecek popülariteye sahiptir.

Işıl bir basketbol idolüdür; Kız çocuklarının kendisiyle özdeşleştirdiği, onun gibi olmak istediği, basketbola ilgi çeken bir isimdir. Her salonda tanınır, aslında ona küfür edenlerin içinde bile bir hayranlık yatar.

Işıl bir Galatasaray ikonudur; Tribündeki taraftardan farksız bir şekilde, çocukluğundan beri aşık olduğu renklerin içinde Galatasaray'ın efsaneleri ile bir tutulmuştur. Hep başı diktir, sevdasını satmaz çünkü o, Galatasaraylılığı temsil eder.


Işıl bir Galatasaray idolüdür; Sözleri her taraftarın diline yerleşmiştir. Ondan alıntılar yapılır, herkese o örnek gösterilir. Öyle sevilmiştir ki; ünü ile birlikte 'Işıl modeli' saçlara sahip kadın taraftar sayısında da patlama olmuştur Galatasaray tribününde.

Işıl bir ruhtur; Bir yıl Galatasaray'da, bir yıl Fenerbahçe'de, bir yıl Beşiktaş'ta, ondan sonra Anadolu turnesinde kapı kapı gezen herkese terstir. Galatasaraylılığı her türlü maddi değerin önündedir.

Işıl bir savaşçıdır; Sahada terinin son damlasına kadar oynar, mücadeleden kaçmaz. Yerlere atlar, kulübünün sembolü aslanı ruhunda taşır.

Işıl bir renktir; Göze hoş gelen asistleriyle, agresif oyunuyla, top çalmalarıyla, baskısıyla, estetik hareketleriyle oyuna renk katar.

Işıl Galatasaray'ın ihtiyaç duyduğu kaliteli yerlilerden biridir. Tam manasıyla hazır olduğu an takımı bir kaç seviye ileriye taşıyabilecek kalitededir. Işıl'ı seviyoruz, Işıl'a güveniyoruz ve ona ihtiyacımız var. İçindeki aslanı uyandırdığında her şeyin çok farklı olacağına inanıyoruz. O nasıl Galatasaray'a inanıyorsa, biz de Işıl Alben'e inanıyoruz.



Işıl çok şanslı bir insan; onun veya Arda Turan'ın yerinde olabilmek, Galatasaray'ın 10 numaralı parçalısını giyebilmek, derbiye çıkmak, maç kazandırabilmek her taraftarın gözünü kapadığında gördüğü bir rüyadır. Çok imrenilirler, en çok baskıyı onlar yerler, rakip sahada en çok onlar tepki görürler, kendi taraftarlarınca en büyük beklentiler onlara bağlanır, en çok onlara kızılır. Taraftar böyle oyuncuları hep iyi görmek ister, eleştiriyorsa da kardeşine, çocuğuna kızdığı gibi davranır. O yüzden Işıl hep en iyi olmak zorundadır.

Bugüne kadar işini hakkıyla yapan kimsenin emeğine saygısızlık etmek istemem ama günümüzde Işıl kadın basketbolunun yüzüdür, Galatasaray Kadın Basketbol Takımı'nın simgesidir. Unutulan şubeyi varlığı ile canlandırmış, taraftarın ilgisini çekmeyi başarmıştır. Ama işi bitmemiştir, 24 yaşındaki kaptana Galatasaray'ın bugüne kadar belki de hiç olmadığı kadar ihtiyacı var. Senin de kendi adına iyi olmaya ihtiyacın var ama bak Galatasaray'ın sana ihtiyacı var diyorum. Haydi Kaptan, haydi at kafandan sakatlığına dair her şeyi, haydi ayağa kalk ve savaşmaya başla. Cumhurbaşkanlığı maçından sonra aldığın 2.'lik plaketi kendini sana layık görmedi ve ellerinden kaydı. Sana sadece şampiyonluklar ve en iyisi olmak yakışıyor.

Haydi Bandiera!

2 yorum:

Adsız dedi ki...

gerçekten duygularımıza tercuman olmuş bir yazı ve baştan sona herşeyde haklılık payı var.doğru fener maçından sonra bu sitede ışıl kötü oynadı diyenlerdenim.ama bu ışılı yıpratmak için değildi.ondan çok büyük beklentiler içinde olduğumuz içindi herhalde.gerçekten bayan basketboluna merakımızın sebebi ışıl belki.bunu şimdi yazıyı okuyunca farkettim.biz eskiden futbol maçı seyrederken hakan şükür gol atınca başka türlü sevinirdik.neden biliyomusunuz çünkü o bizim hakandı.en az benim kadar galatasaraylıydı.şimdi aynı hisleri bayan basketbolunu izlerken ışıl için hissediyoruz.bizim ışıl o.bizim gibi galatasaraylı.yenilince bizim kadar üzülür.kardeşimiz o bizim.haydi aslanım diyoruz ona.ve buradan söylüyorum ışıl gerçek ışıl olduğunda türk bayan basketbolu daha güzel olacak.hele galatasaray daha güzel olacak.hasretle ışılı bekliyoruz.çabuk dön ışıl,çabuk dön.

Maçanın Papazı dedi ki...

ışıl ın metin oktay gibi olması için kendini sadece gs lılara değil rakip tk taraftarlarınada sevdirmesi gerekmez mi ? ışıl ezeli rakibiyle ilgili güzel sözler söylese ,saygı kazansa daha büyük bi gs lı olmaz mı ? neden m.oktay ı fb lilerde sever ,acaba ışıl alben bunu kendine hiç sormuş mu ?