BIY AD

20 Kasım 2010 Cumartesi

Soyunma Odasından Aslan Çıktı


Galatasaray:75 - Botaş:68
Direk başlıktan devam edersek o 'aslan' ilk yarıda neredeydi onu bir soralım önce. Fowles üzerinden oynamak isteyen Galatasaray, bu açıdan başarılı olsa da savunma sertliğini oturtamayınca 13-11 önde geçti çeyreğin ilk yarısını. Sonrasında Megan Frazee ve Jolene Anderson'la üstünlük kuran Botaş, çeyreğin sonuna kadar yakaladığı 2-13'lük seri ile öne fırladı maçta. Galatasaray'ın ribaundlarda yaşadığı büyük sıkıntıya top kayıpları ile zorlama hücumlar da dahil olunca Botaş, farkı ciddi şekilde açtı. 9-18'lik 2. çeyrek skoru ile devre 24-42 Botaş üstünlüğü ile biterken, Galatasaray'ın çaresizliği ve hiçbir şekilde Anderson'un durdurulamaması asıl can sıkan noktaydı. İlk 20 dakikanın sonunda Botaş, tüm Abdi İpekçi'yi darmadağın etti diyebiliriz.

Bu fırtına baya can sıksa da takımın bu kötü devreden agresiflik ve bir şeyleri kanıtlama hevesiyle dönmesi tüm dengeleri değiştirdi. Ribaundlardaki sıkıntıya kesin çözüm, agresif savunmanın Botaş'a potayı göstermemesiyle geldi. Hücumda da Seimone Augustus'un bir kahramanlık öyküsü yazılabilecek performansına, Fowles ve Currie'den gelen desteklerle skoru 3. çeyreğin bitimine 1.5 dakika kala 47-47'de eşitleyen Sarayın Sultanları, kalan bölümde Tuğba'nın 3 sayılık isabetiyle uzun bir sürenin ardından öne geçti maçta. İlk yarıdaki harika performansı ile skorda üstünlük kuran Botaş, Galatasaray'ın benzer bir performansının ardından moral olarak da dağıldı. Galatasaray son çeyreğin başlarında farkı 9'a kadar yükseltse de sonraki dönemde yine gerektiği gibi oynadığını söyleyemeyeceğim. Frene basmamız gereken yerleri, geri dönmenin verdiği coşkuyla hızlı oynamaya çalışmamız Botaş'ın ekmeğine yağ sürdü ama moral olarak tamamen çöken Botaş buna yanıt veremedi. Bugün Botaş bunu kullanamamış olabilir ama bu oyun tarzını çok seven Fenerbahçe'ye karşı oynarken hız limitlerini zorlamaya gerek olduğunu düşünmüyorum.

Maçın performansı kuşkusuz Seimone Augustus'tan geldi, takımla beraber berbat geçirdiği ilk yarının ardından 3. çeyrekteki ateşleyici performansı dengeleri bir anda değiştirdi. Fowles, Botaş'ın farkı açtığı anlarda ilk isyan eden isim oldu ama geri dönüş için arkadaşlarını ikinci yarıya kadar beklemek zorunda kaldığı. Tuğba ve Işıl beklediğimiz baskılı savunmanın kilitleri oldular ve 18 sayıdan geri dönüşte büyük pay sahibi oldular, Currie ile birlikte. Ama bu dediklerimizin hepsi ikinci yarı için geçerli sadece, yoksa ne Seimone sadece Botaş'ı yenmek için burada ne de Galatasaray'ın 18 sayı geriye düşmeye hakkı var 20 dakikada. Salondan çok mutlu ayrıldık, normal bir galibiyete göre çok daha heyecan vericiydi ama benim için ribaund, top kaybı sıkıntısı ve maç performansının bu sene hangi maçta ne oynayacağını kestiremediğimiz Seimone'dan gelmesi gelecek için soru işaretleri olmaya devam ediyor. Harika bir geri dönüş, eskileri hatırlattığı için duygulandıran performansların ardından Galatasaray, Botaş'ın namağlupluk unvanını bitirip ligde 5/5 yapan tek takım oldu. 3 çeyrek ve 4. çeyreğin başları için teşekkür ve tebriklerimizi yolluyoruz ama diğer 2.5 çeyreklik dönemden dersler çıkarılması önümüzdeki 3 deplasman için çok önemli.


 Tuğba Palazoğlu: (24:58, 12 sayı, 2 ribaund, 5 asist, 1 top çalma, 4 top kaybı)
 Bahar Çağlar: (19:52, 4 sayı, 2 ribaund, 2 asist)
 Işıl Alben: (31:49, 2 sayı, 4 ribaund, 1 asist, 3 top çalma, 2 top kaybı
 Gintare Petronyte: (00:10, 0 sayı)
 Nihan Anaz: (09:43, 2 sayı, 1 ribaund, 1 asist)
 Monique Currie: (25:09, 12 sayı, 10 ribaund, 2 top kaybı, 2 blok)
 Melisa Can: (24:16, 4 sayı, 8 ribaund, 1 asist, 2 top çalma, 2 top kaybı)
 Seimone Augustus: (29:57, 20 sayı, 6 ribaund, 7 asist, 1 top çalma, 5 top kaybı)
 Sylvia Fowles: (34:06, 19 sayı, 3 ribaund, 1 asist, 2 top çalma, 3 top kaybı, 2 blok)

BOTAŞ : Seda Tabakçı 2 (2 ribaund- 3 asist), Burcu Uzun 4 (2 ribaund- 2 asist), Alessandra Oliviera 2 (7 ribaund), Nancy Anderson 22 (3 ribaund- 1 asist), Gamze Takmaz 2, Gökçe Doğan 5 (3 ribaund), Megan Frazee 23 (13 ribaund- 1 asist), Whitney Boddie 8 (10 ribaund- 7 asist).

4 yorum:

Adsız dedi ki...

bazen takımlarımız nasılsa kazanırız havasına geçip gerekli mücadeleyi göstermiyor.ligin ilk haftasında fenerbahçe de kayseri deplasmanında ilk 3 periyot çok kötü oynadı.son periyot 14 sayı geriden gelip öne geçmesine rağmen maçı da kaybetti.gerçi o maçta taurasi 15 atış denemesinde de başarılı olamamıştı.herhalde taurasinin kariyerinde böyle bir maçı yoktur.ben ışıl hakkında bir şey sormak istiyorum.ışıl sakatlık yaşamadan önce sayı ortalaması epey iyiydi.şimdi o rakamlara ulaşamıyor.bu neden kaynaklanıyor...

Adsız dedi ki...

fenere karşı tempoyu yükseltirsek bizim için intihar olur. panküp gibi düşük tempoda sete set oyuna çevirip sinirlerini bozmalı kayserideki gibi felaket yüzdelerle şut atmaya zorlamaıyız. ama bu maçın ilk yarısındaki gibi oynarsak hiç maça çıkmasınlar daha iyi. fener bizi o şekilde yakalarsa hele caferağa da sittin sene maçı çeviremeyiz.

Aras dedi ki...

Işıl'ın şuta dayalı bir skoru yoktu, içeriye estetik dalışları, top kapma sonrası hızlı hücumları ile rahat skor üretebiliyordu. Aynı hız ve agresifliği sağlayamadığı için diye düşünüyorum ben.

Adsız dedi ki...

Seimone sizce düzeldi mi? Bundan sonra eski Agustus'u izleyebilecek miyiz?

Sylvia hakkında bir yazı yazmıştınız. Buna benzer bir yazı da Seimone hakkında yazabilmisiniz?